Evvela böyle nafi bir websitesi gördüğüm için memnun olduğumu belirttikten sonra bu sitenin hazırlanması konusunda emeği geçen arkadaşlara teşekkür ederim.
Bu asrın bir ilcaatı olarak bendeniz nereden geldiğimi, soyumun kimlere dayandığını hep merak etmişimdir. Bunun için küçük çaplı araştırmalar yapmıştım. Lakin bu araraştırmalarla bir yere kadar gidebiliyorsunuz. Daha ilerisi için secerelere (soykütüğü) ihtiyaç var. Tabi bir diğer problem de sizin soyunuzun seceresi tutulmuşmu tutulmamış mı ?
Bu arada büyüklerimizden Çiçekdağ ında bulunan bir kitapta (Secere) soyumuzla alakalı bilgiler var diye bazı şeyler duymuş ve buna bayağı sevinmiştim. Hep Çiçekdağına gelme planları yapmışımdır. Tabi imkanlar elvermedi. Ama şimdi ilk fırsatta Çiçekdağını ziyaret etmek istiyorum.
Aşiretimizin geçmişine dair bulabildiğim bazı bilgileri büyüklerime sorup teyid ettiriyordum. Onlar evet doğrudur deyince seviniyordum. Ama hep bir şeyler eksik kalıyordu.
Tabii sitedeki bilgileri görünce çok sevindim. Çünkü eksik bazı kareler kafamda tamamlanmıştı.
Ne varki, sitede Reşvan lı yada Reşîya aşiretinin bir kolu olan Berketî lerin Islahiyede bulunanları hakkında neredeyse hiç bir bilgi yoktu. Anladığım kadarıyla araştırmalarınız devam ediyor. Bu ümit verici bir hadisedir. Umarım yeni bilgilerle bu açık kapanır.
Bendeniz de siteye bir katkım olabilir diye elimdeki bazı mütevazi bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Berketî aşireti mensupları yoğun olarak Gaziantep, Islahiye ve köylerinde yaşamaktadır. Biz aile olarak Islahiye’de yaşıyoruz.
Bize Mala Hemî Haskîrîk derler. Yani dedem Hesen ve oğlu Hemîd. Babam 1895 doğumludur. 1974'te vefat etmiştir.
Aşiretin Islahiye'ye gelmesine Hesen dedem riyaset etmiş. Doğumu yaklaşık olarak 1870 dir. Hesen dedemin babasının adıda Hemîd. Doğumu yaklaşık olarak 1845 dir. Onun babasının adı yine Hesen dir.
Yani benden başlarsam adım Hamit (1973 doğumluyum), babamın adıda Hemîd. Dedem Hesen, dedemin babası Hemid, Hemidin babası Hesen. Böyle garip ama güzel bir silsile yani.
Şuan 90 kusur yaşında bulunan ve Gaziantep’te yaşayan Fate (Fatma) halam anlattı. İsterseniz hep beraber onu ağzından dinleyelim :
Biz 3 erkek ve iki kız kardeşiz. Erkeklerin isimleri sırasıyla en büyüğü Hemîd olmak üzere Memed, Savran; kızların isimleri ise Eşê (Ayşe) ve ben Fate (Fatma).... Babam Hesen'gilde Dört kardeşmiş; babam Hesen , Ûmo (Ömer), Guco ve birde kız Eşê (Ayşe).... Guco amcam, babamgilden ayrılıp Adıyaman taraflarında Karadağa gitmiş. Orada evlenmiş ve bir kız çocuğu olmuş. Sonra takdir-i huda vefat etmiş. Babam Hesen o kızı gidip getirmiş ve abim Hemîd le cebren evlendirmiş (yani bu benim anamdır, Hamit Erkan).
Umo amcamın şuan Gaziantep’te yaşayan bir oğlu kaldı. Adı Miste Umo’dur. O da 90 küsur yaşlarındadır. Şuan ise bir halam hariç bizden kimse kalmadı. İşte gördüğünüz gibi bir nesil daha gözümüzün önünden kayıp gidiyor...
Şimdilik bu kadar. Daha sonraları detaylı bilgiler sunabilirim.
Diğer yanda dedemlerle alakalı bize çokca anlatılan bazı hatıraları izninizle anlatmak istiyorum. Merhum Cambaz Omer Akıncı abi bana bizzat anlatmıştı. Halam Eşê ’nin oğludur aynı zamanda.
O dönemlerde meşhur eşkiya Ali Şarkî varmış. Bizim obayı basmaya gelirken dedemin haberi olmuş ve mevziye yatarak beklemiş. Eşkiya ve adamları obaya yaklaşınca dedem mevziden bağırarak Ulan Ali Şarki ! sen Ali Şarki isen ben de Hesî Hame yim erkeksen bir adım at ! demiş.
Tabii meşhur eşkıyanın gözü kesmeyince , ilişmeden obayı terk edip gitmiş.
Bu isim ve olayları yazmamda ki sebeb mutlaka bilen duyan birisinin olacağından dolayıdır. Tashih edenler olur düşüncesi ile yazıyorum yani.
İkinci bir hatıra.
Bana bu olayı anlatan bugün hala berhayat bulunan Hecî Elo dur. Yani Hacı Ali Kanoğlu. 90 küsur yaşında gayet dürüst ve takvalı bir hayat yaşıyor. Kardeşi Hecî Memo da tıpkı onun gibidir yani iki güzel insan.
Hecî Elo anlatıyor:
Ben , dedi söze başlayarak babanın el çantası gibiydim. Beni yanından hiç ayırmazdı. Biz babangille Islahiye'nin alt tarafında bugünkü köylerin bulunduğu yere yani Selverköy, Toplamalar, Melikanlı, İtler Yaylası gibi köylere 1950 lili yıllarda geldik. O zamanlar o köyler yoktu tabi. Baban aşireti buraya taşımak için sık sık Ankaraya gider temaslarda bulunurdu. İsmet İnönü ve Adnan Menderesle de görüştü. Bunun neticesinde bugün Islahiyenin en verimli sulak arazileri olan bölge ki Kömürler ilçesinin alt tarafındaki bölge- yaklaşık 5-6 bin dönüm araziyi aşireti için çok cüzi bir miktar ödemek şartıyla almıştı. Herbir aileye horantası ne kadarsa o kadar arazi verilecek ve de sadece arazinin değerinin beşte biri devlete ödenecek.
(Daha belirgin olması için söylüyorum, arazinin yanında ki dağda Ûkase tubni Mihsan yani halk arasında Ökkeş Baba diye bilinen meşhur sahabe efendimiz bulunuyor.)
Aşiretin diğer büyükleri burun kıvırmış ve biz burada iyiyiz o sinekli, bataklık yerlerde ne işimiz vardemişler. Baban öfkelendi ve: Ben sizin için bir çok kez Ankaraya gittim, masraflar ettim. Hatta hakarete uğradım. Şimdi kalkmış gitmeyiz diyorsunuz ! dedi. Ve elinde aşiret ailelerinin isimleri bulunan listeyi parça parça edip fırlattı. Daha sonra o bölgeyi yörüklerden bir aşirete verdi. Liderine Ökkeş Ağa diyorlarmış. Şimdi bizim aşiretin beğenmediği o sulak araziler Islahiye'nin en değerli arazileridir.
Heci Elo bunları anlattı.
Hatta ben bu hadiseyi değişik ağızlardanda dinledim. Anlatan herkeste gitmediğine pişman olmuş. Bunlardan biride babamın teyzeğlu Mesto Kahramanlı dır. Oda aynı hadiseyi anlatıp bana dedi ki Biz babanı dinlememekle çok büyük hata ettik.
Arkadaşlar... umarım bu sitenizi daha da zenginleştirerek işlevsel hale getirirsiniz. Bu arada sitenin Türkçe versiyonu olsa daha gözel olur diye düsünüyorum. Editor arkadaştan bunu istirham ediyorum. Tüm Reşîya aşiretine selam ve sevgilerimi sunar, büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin de gözlerinden öperim.
Selam ve Dua ile.
Hamit Erkan
Northampton / İngiltere
|