Destî
çepê: Vahît Duran, Dr. Mikaîlî, Remzîyê
Elî Kino (Kürt Remzi) û Lawê wî.
Çavkanî: Arşîva Vahît
Duran
Merhaba,
Doğrusu öyle zamanlar
ve işler vardır ki, hazır değilsinizdir, kendi düşünceniz değildir, kafanızda onun hayalini henüz kurmamışsınızdır.
Sevgili Vahit
Kırşsehir Kürtleri sitesinde bana böyle bir vazife
teklif edince
de öyle oldu. Önce
nasıl başlayacğımı
kestiremedim. Sonra
sorular ve konular
kafamı meşgul
etmeye basladı.
Bence en önemlisi
de bölgemiz de konuşulan Kürtçenin ağız ve lehçelerinden bahsederken bunu Türkçe mi yoksa
Kürtçe mi
yapmam gerektiğiydi.
Yüreğim, idealim
bunu Kürtce yapmaktan
yanadır. Ama
bölgede yetişen yeni nesilin hiç
amma hiç
mi Kürtçe bilmediğini
biliyorum. Ögrenmeye
ise çok istekli
olduklarını da.
Bu nedenle web sayfasını
yapan dostlarımın
da önerisi ile
Türkçe yardımıyla burdan sizlere bölgesel Kürtçeyi anlatmaya çalışacağım.
Özellikle Kürdistan'da
belli kuralları ile az cok
standardize olan
yazılı dildeki bazı benzerlikleri ama daha çok
da onlarda olan,
biz de olmayan kelimelerden örnekler vererek açıklamaya çalışacağım.
Bizde öyle
kelimeler varki Kürdistan'da kalmamis veya yok. Ya da öyle kelimeler var ki, biz
de hayatın
hiç bir alanında kullanılmıyor.
Bazı kelimelerde biz
de yok sanılıyor
ama var, fakat
Kürdistan da kullanılan anlam da yaygın değil veya biz onun
ne manaya geldigini
bilmiyoruz.
Bu işi
yaparken alfabedeki harflerin sırasına göre örnekler
verek anlatmaya çalışacağım.
Umarım bu yazılardan bazı şeyleri öğrenip güzel ve kadim dilimizi
yeniden öğrenenlerimiz
olur. Bu
bir kişi de olsa benim işin
bir başlangıçtır.
Bu bir
kişi, çok
önemli şeylerin temelini atabilir. Yok edilmekle
yüzyüze olan
dilimizi kendi çevresinde koruyabilir.
Yahudilerin bugün
ikibin yil evvel
ölmüş bir
dili, ibraniceyi tekrar canlandırarak, konuşup
yazdıklarını bilmenizi
isterim. Ki
biz onlardan daha
avantajlıyız.
İnternet çağında yaşıyoruz,
dünya küçüldü
ve de bizim hala
Kürtçenin tüm
dialekt, lehçe ve ağızlarını
konuşan
ve yazan milyonlarca insanımız zaten var.
Benim şahsi
kaygım ve korkum Orta Anadolu'da
yaşayan yaklaşık
2 milyon Kürd'ün
karşı karşıya
kalmış olduğu
kültürel kıyımdır. Bunun önüne set çekecek
kurumlarımızı
henüz yaratamadık.
Bir tek
bölgesel radyomuz,
İl ve ilçelerde bölge de konuşulan Kürtce ile yayın yapan bir TV , haftalık veya aylık, yine bölgesel Kürtçe ile yayın yapan gazeteler ya da dil derneklerimiz
henüz ortada
yoklar.
AB yasaları çercevesinde
bu haklardan
yararlanabileceğimiz halde
henüz bunu yapacak
yiğitlikte kimsemiz
yok.
Bu yazım da A ile başlamak istiyorum;
A-a:
Kürtçemiz de bu harfle
olan çok yaygın, hayatın her alanında kullanılan bir kelime var Ar= Ateş.
Türklerinde ateş
kelimesini kürtlerin kardeş halkı olan Farslardan aldığını
belirtmem de fayda
var. Kürdistanlılar yazılı
dilde neredeyse
bu kelimeyi hiç
kullanmıyorlar. Onun
yerine "Agir"ı
tercih ediyorlar.
Yine Ar kelimesini Un
kelimesinin karşılığı
olarak da kullananlar
var. Oysa biz una
"Ard" diyoruz.
Yine Su
kelimesini karşışılğı
olan Av
da ilginç bir
kelime. Latincede
Au, Aqua gibi benzer
kelimeler mevcut. Biz su
isterken; Ka
zerikek av bide
min! (Bana
bir tas su
verir misin?),
Şexbizinî kardeşlerimiz
ise; "Aw
xardim" yada "aw bixum" derler. Biz de biliyorsunuz ki "Xwarin" sadece yemek yemek olarak
anlaşılır.
Su veya
bir şey içmek için ise vexwarin
kelimesi kullanılır.
Burada Av
derken üst
dişler alt dudağa
değecek şekilde
söylenir. Eğer Türkçe'deki gibi söylerseniz bu ava gitmek Avlanmak
gibi anlaşılır,
ki yanlış
olur. Kürtçe W Türkçedeki V dir.
Bölgede Ar kelimesi
ile ilgili pekçok deyim
ve atasözü
de mevcuttur.
Ar tê dayî
= Yerinde duramıyor anlamında
Ar pêket = Acısı
olanlar için kullanılır.
Bû ar
û pizot = Çok
kızdı anlamında denir.
Hevaltiya Tirka
arî qirşa= Türklerin arkadaşlığı
saman alevi
gibidir çabuk geçer,
anlamında kullanılır.
Bu listeyi
dahada uzatmak mümkün ama ilk yazı
için sanıyorum
şimdilik bu kadar yeter.
Bir daha
ki yazıya kadar Kürtçe kalın, Kürtçe konuşun,
Kürtçe yaşayın.
|