Jİ VİR Û Jİ WÊ: 2


Evet... Yeniden Merhaba !

Bizim köşe yazarlarından umut kesilmiş olmalı. İlk başlardaki sorular artık yok.  Bu soruların aynı zamanda bir serzenişin ifadesi olduğu belliydi. O kadar soruya ve meraka rağmen, bir iki kıpırdanıştan öte ses çıkmadı. Sessiz kalmayı ve geciştirmeyi yeğledik. Doğal olarak arayan soranda olmuyor.

Gerçi ben yazılarımı düzenli bir biçimde yazmış yayına hazır hale getirmiştim. Yayınlanmasına karar veremedim. Konular ve ilgi alanları çok çabuk değişiyor. Bu anlamda okuyucunun ilgisi aniden değişebiliyor.  Beni beklemeye iten(de) bu oldu. Önemi birden değişen, zihnin gerisine düşen konuları yeniden harmanlamak bazen sıkıcı olabiliyor.

Karar veremedim desem daha doğru olur. Fakat sessiz kalmakta çözüm olmuyor. Anlaşılacağı gibi, gecikmiş, bazı konuların yazıya dökülmesi gerekiyor(muş).

İlk önce biraz bizlerden bahsedeceğim. Yani site kurulduğundan beri olan biten ve yaşanalardan. Aslında sevgili Mila bu çerçevede geniş bir bilgiyi okuyucularla paylaşacak.  Yani sitenin en azından bir yıllık deneyim ve tecrübelerini içereren bir bilgi aktarımında bulunacak. Bunları bilmek okuyucunun hakkı tabiki.

***

Kollektif bir aklın ürünü iddiasında olan Kurden Kırşehire sitesininden ancak bu beklenebilir. Ben yinede bir iki ön adım atayım. Kapı aralansın. Yani sitenin öncesi ve sonrasındaki  durumunu betimlemeye katkıda bulunayım.

ziman

Bir parantez açarak, siteden henüz yeni haberi olanlara bir kaç önbilgi vermekte yarar var. Bilindiği gibi Kurden Kırşehire sitesi ortak bir çalışmanın ürünü. Yani bir kişinin insiyatifinden çıkmıyor. Kaç zamandır üzerinde düşünülen taşınılan ve hayata geçirilen bir proje. Asli misyonu: “Kırşehir Kürd toplumunun bütünlüklü değerlerini, istemlerini ve özlemlerini somuta indirgeyerek sergilemek. Ve bu toplumun bir arpa boyu önünde düşüneleri arasında fikri içerikte ve düzeyde köprüler kurmak.”  

Ortada Rût û Rapol kalınmasın diye hazırlıklar itina ile yapıldı. İlk önce geniş bir arşiv çalışmasına başlandı.  Benzer konumdaki siteler sabırla gözden geçirildi. Kullandıkları dil, öne çıkardıkları verilere dikkat edildi. Görsel alanda söyleyecek bir çift sözü olan şahsiyetlere danışıldı. Tecrübe ve önerileri tek tek not edildi.  

Gerek içerik gerekse görsel olarak sitenin bizim elimizden çıkması gerekiyordu. Yani bize ait, bizlerin zevk ve özlemlerini yansıtan orjinal bir ürün olmalıydı. Piyasada binlercesine rastlanılan, aynı elden çıktığı hemen belli olan hazır bir siteyi sunma kolaycılığına itibar edilmedi.

Yaplılacaksa eğer bu Kırşehir Kürdlerine layık, duygu ve düşüncelerini gözeten özgün bir site olmalıydı. Nitekim ilk başlarda alınan bu karar bence hakkı ile yerine getirildi. Qûncê Mîvana bölümü hariç sitede her bölüm teknik ve içerik olarak bizlere aittir. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Anadilimiz Kürdçe ön planda olması tartışma götürmez bir ilkeydi. Ana dilde okuma ve yazma teşvik edilmeli ve bunun tadına varılabilmesi için motife edilmelıydi. Kürdçesi bilinen sebeblerden dolayı tarumar edilmiş, yarıbuçuk anlayan, konuşamayan, yazamayan genç (yaşlısıda dahil) kuşaklar için bu çok önemliydi.

Zorlukların olacağı tahmin ediliyordu. Üstelik siteyi hazırlayanlar olarakta bizde Kürdçe yazım kurallarında yetkin değildik. Fakat azmimize güveniyorduk. Azmin hiç bir şeyi yenmeden bırakmayacağını olan inancımız ise tamdı.

İlk zamanlardaki zorlukların zamanla değişeceğini, tersine döneceğini teknik bilgi ve Kürdçemizin gelişeceğini biliyorduk.  Bu işin bize göre alternatifide yoktu. Ana diline önem vermeyen bunu öne çıkarmamanın ne samimi nede ciddi bir iş olduğunda hemfikirdik.

Logodaki Kûrdên kelimesinin hakkını vermek gerekirdi. Diğer yanda Kürdçe yazımlarda yerel ağzın elden geldiğince kullanılması ve yaygın hale gelmesinde hassastık. Kürd diline ancak bu biçimde katkı sunulabilinirdi. Böyle olduğunda daha güzel, daha anlamlı olacaktı.

Bu düşünce ve beklentilerle site yayın hayatına başladı. İlk başlardaki beklentiler ne kadar tutturulabildi ? Site nin eksiği - fazlası ne ? onuda hep beraber konuşacağız tartışacağız.

***

Gelelim asıl üzerinde durulması gerekli konuya. Sanıyorum katılımcıların çoğu merak ediyordur. Ben onlar adına meraklarını ifade eden soruyu sorayım. Ardından kendimce bazı yanıtlar vermeye çalışayım.

“- Peki iyi güzelde bu site projesi Kırşehir Kürdleri tarafından nasıl karşılandı ? Sahiplendiler mi ? Yaklaşımları nasıl?”

Bu soruya kendi yanıtlarımı müsadenizle sıralayarak vereyim.

1. Kurdên Kırşehire sitesi baştan beri yoğun bir izleyici akınına maruz kaldı. Site takip oranı çok yüksek. Bu oranı yeri ve zamanı gelince Mila açıklar herhalde.  Bu izlenme oranına ilk başlarda bizde inanmadık, inanamadık. İnternet ortamında “bezi-tarağı” olanlar bilir. Web siteleri bağlı oldukları şirketlerden belirli aralıkarla raporlar alırlar. İşte kaç kişi nereden hangi server üzerinden giriş yapıyor falan-filan diye.

Gelen listelerin doğruluğunu teyit etmek için araştırdık soruşturduk. Bilgiler gerçekten böylemi diye. Her defasında aynı sonuçla karşılaştık. Sözün kısası  Kûrdên Kirşehîrê sitesi tahayyül dahi edemeyeceğimiz yüksek bir oranda günlük olarak takip ediliyor.

2. Siteyi takip edenlerin çeşitliliğini bilmekle beraber en çok gençler arsında izlendiğini tahmin ediyoruz. Çoğunluk eğitimli. Buda siteye ulaşabilmek için internet ortamından haberdar olmak ve bilgisayarı azamide olsa kullanmayı gerektirdiğinden-doğal olarak- böyle. Çok geniş bir coğrafyadan takip eden ve yazanlar var. En ilginci ise bu tip sitelerde pek rastlanılmayan direkt ilişkiye girme istemi.

İletişim (tekili ) bölümüne gelen iletilere cevap vermek epey zorlaşıyor artık.  İletilerin geldiği kent ve ülkelerden bir demet sunayımda nerelere kadar gittiğimizi bir görün.

Tokyo, Oslo, Berlin, Bordo, Paris, İzmir,  Ankara, Sofya, Süleymaniye, Nürnberg, Magosa, Çanakkale, Antep, Adıyaman, Mardin, Dersim, Diyarbakır, Kerkük, Frankfurt,  Hannover, Amsterdam, Rotterdam, Kaliforniya, Newyork, Viyana, Londra, Yozgat, Malatya, Sidney, Zürih, Istanbul, Konya v.s...  

Çoğunun isimlerini yazmadım. Bu şehirlerden son derece ilgili  hemşehrilerimiz yazdılar ilişkiye geçtiler. Sitenin asli misyonu üzerine en içten duygularını ileterek başarı tebriklerini sundular. Ellerindeki belge, resim vs. gibi dökümanları ya paylaştılar ya iletecekleri sözünü verdiler.

3. Siteyi günlük takip edip, hiç oralı olmayanlar da var tabii. Bunlara müsadenizle “gizli takipçiler” diyelim. Bizim “gizli takipçiler” site açıldığından beri pek oralı olmadılar. Olumlu veya olumsuz bir tepkide yok. Siteyi günü birlik takip ediyorlar ama bir selam kelam yok. Duyumlardan sorup soruşturmalardan ve tahminlerden kimlerin olduğunu az buçuk çıkarabildik ama yinede somut bir şey yok elde.

Sonunda kendi içerisinde farklı özellikler taşıyan ama ortak bir davranış içerisinde bulunan bir kesimin var olduğunda karar kıldık. Şimdi bu kesimden biraz bahsedeyim de, söyleyeceklerim doğru adrese gitsin.

Sitenin bu “gizli takipçilerinin” farklı özellikleri var ama ortak bir davranış ruhuna sahipler dedim. Bu kesimin en kalabalık olanı bizim “okumuş- yazmış” kesim. İgili oldukları site içerisinde dolaşmalarından ve bu işi periyotik hale getirmelerinden belli. Herkesin akraba veya dost çevresinde bunlardan bir kaç tane vardır.  Orta yaş grubundalar. Öğretmen, Doktor, Mühendis, Avukat, Memur, Emlakçı, Eczacı, Müteahit, Komisyoncu, Kasap, Marketçi, Savcı, Bankacı, Hakim, Sağlıkçı, Emekli, Elektronikçi, İktisatçı, Mühendis,  İşveren gibi meslekleri ve akademik kariyerlere sahipler. Ev ve iş yerlerinde olan bilgisayarlarını günlük kullanıyorlar. Çoğunlukla arama motoru olan Google üzerinden siteye ulaşıyorlar. Aralarında site ile ilgili konuşuyorlar. Beğeni ve eleştirilerini de söylemekten geri durmuyorlar. 

Peki neden ses vermiyorlar ? Bir bildikleri varda bizdenmi saklıyorlar ? Veya biz mi bilmiyoruz? İşte onu hala çıkarabilmiş değiliz. Çekiniyorlardır diyen oldu. Ben şahsen buna katılmıyorum. Köy, Aşiret, Kürdlük vs. gibi konular açıldığında bazılarının benden senden fazla gözü kara olduklarının şahidiyim. Onların olduğu ortamda bizlere laf pek düşmez. Açıkcası yanlarında tıfıl bir acemi kalırız.

Sonra çekinilecek ne var tabii. Hala ne iş yaptığımızı ne ile uğraştığımızı birilerine mi danışacağız, soracağız? Hangi devirde yaşıyoruz? Kim kime danışıyorda biz danışalım?  Meşru ve gayet haklı bir işin tartışması olur mu? Kırşehirli’yiz ama bir temel özelliğimiz var; Kürdüz.

Kişiliğimizi biçimleyen bu özelliği betimlemek, beslemek, sergilemek ne zamandan beri çekinilecek bir iş oldu? Kırşehir Kürdleri bir değil, on değil, yüz değil binlerce siteye layık.

Neyse lafı fazla uzatmayalım. Belkide bir arkadaşın dediği gibi Baykalın Erdoğanın veya Ağarın partisinin reklamı yapılmıyor diye oralı olmayanlar vardır. Ne bileyim belkide pişmiş aşa su katıyoruz. Nede olsa bahs ettiğim bu kesimden bu partilerde dirsek çürüten çok oldu.

Herhalde bu “gizli takipçiler” bir gün şeytanın ayağını kırıp geleneğimizde köklü bir yeri olan: Ma bi Xêr Be ! cümlesini yazıp siteye iletirler. Kimbilir belkide bir gün Nezaket kelimesinin sadece kadin ismi olmadığını “insan ilişkilerinin bir gereği” olduğunun ayırdına varırlar.

Bê yê çi ?

Vahit Duran

              


 
Malpera Kurdên Kirsehîrê © 2005
Design by Xalîkan