Kozîyê bi rûn û penêr
Cengiz Demir

Merhaba,

Yazmak beceri gerektiren bir sanat. Benim böyle bir iddam yok. Köyümü konu edinen bir öykü denemesi yaparken konular ve anιlar çoğaldι. Bu anlatιmlarι anadilimde yapabilseydim daha hoş olacaktι. Ama olmadι. Yazarken anadilime oranla türkçede biraz daha iyi olduğumu zanediyorum. Birde uzun denilebilecek bir sürede memleket dışında yaşıyorum. Bu süre içerisinde şartlardan dolayı kürtçeme hakimiyetim biraz geriledi.

Hayallerimide ifade edecek olan yazılarım biraz uzayacak. Durum böyle olunca belirli aralıklarla diziler halinde sunmaya karar verdim yazılarımı. Guiness Rekorlar kitabına girmeye aday olan köyümün bir öyküsü ile başlamak istiyordum. Hemen çocukluğumdan bir çok anι belleğimde canlandι. İstedim ki bugünün gençleri birazcιk olsun bizim çocukluğumuzun yaşam biçimi hakkιnda bilgi sahibi olsunlar. Hatta beklemesinler derhal anne ve babalarına benzer sorular sorsunlar. Yani onların çocukkken yaşadıkları hikayeleri cankulağı ile dinlesinler. Eminimki daha enteresan ve çok renkli şeyler duyacaklardιr.

**

Kendi çocukluk dönemimle çocuklarımın yaşam tarzını karşılaştırdığımda onların hangi güzelliklerden mahrum büyüdüklerini üzülerek takip ediyorum. Ben onları kent parklarında doğallıktan uzak ve abur cuburla karnını doyuran çocuklar olarak tanımlıyacağım. Tereyağında yakılmış soğanla servis edilen Pitik (düğürcük pilavı) yemeğini hiç yemediler. Veya Kozîyê bi rûn û penêr (yağla karışık peynirli dürüm) ın tadını bilmezler.

Oysa bizler özgürce geniş ovalarda, tepelerde, gelişigüzel koşturarak büyüdük. Eve ancak karnımız acıkınca gelirdik. Onlar ise etrafı tel örgülerle çevrili parklarda anne ve babalarının sürekli gözetiminde yada kreşlerde büyümek zorunda olan bir kuşak.

Diğer yanda bizler babalarιmιzla ve annelerimizle çok şey konuşamιyorduk malesef. Geçimderdi ve işlerin çokluğu bu tür şeyleri konuşmaya pek zaman bιrakmιyordu. Belki bu yüzden anne ve babalarιmιz da kendi anne ve babalarιna çoğu şeyi sormamışlar, soramamışlardı. Sonuçta bugün gecmişimizle ilgili bir çok şeyi bilemiyoruz. Yazιlι önemli bir belge yok. Var olanlarada ulaşamιyoruz.

Örneğin: Kırşehire, nereden, neden ve nezaman gelmişiz ? Kalιcι yerleşikliğe ne zaman geçmişiz ? Bu topraklarda daha önceleri kimler yaşarmış ? ve biz geldiğimizde çöl neden boşmuş ? bu soruları sormak gerekiyordu büyüklerimize. Sorulamadı soramadık. Benim şahsi düsüncem şu ki: büyüklerimiz bu konuları pek konuşmak istemiyorlardı ve konuşmaktan hoşlanmıyorlardı. Yani o nlar için bu konular birazda tabuydu.

**

Durum böyle olnca, bizlerde bu konuları daha çok konuşacağız ve tartışıp düşüneceğiz. Birde o dönemin: Beg lerinin baskılarını, acιlarι, zulümleri, insan portrelerini, yoksulluğu, ölümcül hastalιklarι, önemli olaylarι, zenginliği, fakirliği, yaylaya gidişi, geçim kaynaklarını, öşür vergilerini ve toplayanlarιnı, okulsuzluğu, kan davasını, hιrsιzlιklarι, haksιzlιklarι, kurnazlıkları, zavallιca öldürülenleri, kara sevdaları, efsaneleri düşünürsek; sonuçta bu konuda anlatιlacak çok sey çιkacaktιr.

Bu konularda yazanlar çoğalιrsa kültürel dünyamıza çok güzel şeyler kazandırılmış olur. O günleri yaşayanlarιmιz çoktandιr hayatlarιnι yitirdiler. Geriye kalan nesil ise kulaktan dolma bilgilerini bugün yavaş yavaş unutmaktadιr. Eminim herkes bir şeyler duymuştur ve hatιrlιyordur. Yazιya dökülmedikçe herşey birgün unutulup gidecektir. Veya yarιm yamalak hatιrlancak önemsizleşecektir.

Bir çoğumuz artιk bildiklerimizide unutuyoruz. Birileri çιkιpta eğer o dönemlerde yaşanılanları arşivleseydi ne iyi olacaktι. Bizlerde zaman zaman bu arşivlere başvurup faydalanιrdιk. Yöremizde çok okuyan yoktu ama yinede araştιrabilecek kadar okuyanι vardι. Bugün bir çok derme çatma bilgileri insan birleştirse yine ortaya bir şeyler çιkar.

**

Çok değil yakın zamana kadar hayvanlarla aynι çatιyı paylaştığımız, Axirkoşk (ahιrsekisi) olarak tabir edilen yaşamι anlatan birileri kaldιmι bilemiyorum. O dönemin tek ιşιk kaynağι olan Îdare (neft) lambalarιnιn son ιşιklarι çoktan söndü. Geçmişten günümüze aydιnlanmada sιrasιyla: Îdare, Gaz feneri, Gazlambası, Lokis sonrasιnda 70 li yιllarda ise elektrik kullanιlmaya başlandι.

Dengbejlerin köy odalarιnda sabahlara kadar süren anlatιmlarιnιn güzelliğini bilenimiz varmι ?. Anlatιlιrdι hep, köyümüz Qişle (Mahmutlu) ye harman vakti Urfadan Dengbej Memedelî ve Fîdan gelirlermiş. Geç vakitlere kadar klamlar söylerlermiş. O köyodasι tarihe karιştι. Böylelikle artιk köye uğrayan Dengbejde yok. Bence buralarι köyün sosyal merkezleriydi. Zahmeti ve külfeti boldu. O devirdeki yoksulluk bu külfeti kaldιracak güce sahipken sonralarι köyodalarι artιk işlemez hale geldiler. Çünkü artιk Televizyon devri başlamιştι.

Eskiden köy odalarιnda ve ya cemaat odalarιnda anlatιlan birçok şeyi günümüzde artιk gelişen dünyada internet aracιlιğιyla gelecek kuşağa aktarabiliriz.

Böylelikle bende yazιma çocukluk döneminde gördüğüm yaşam tarzιnι anlatarak başlιyacağιm. Öyküm „Hayaldeki Mahmutluyu“ daha sonra yazacağιm. Ben herşeyden önce kendim için yazdım. Sonrasında „Yaşam paylaşmaktır“ fikrinden hareket ederek yazdıklarımı daha çok bu yeni kuşağımızla paylaşmaya karar verdim.

Ben Cengiz Demir. Qişle (Mahmutlu) Köyü doğumluyum. Avusturyanın başkenti Viyana da yaşıyorum.

Umarιm yazιlarιmι takip edersiniz. Birinci bölümü yayιnlanacak yazι dizimde buluşmak üzere şimdilik hoşça kalιnιz.

              


 
Malpera Kurdên Kirsehîrê © 2005
Design by Xalîkan
Mila Kara ihsan Türkmen ihsan türkmen Faik Balci Abdullah Gezer Abdullah Gezer irfan Koyuncu Hasan Hüseyin Deveci Tahsin Demirsoy Halil Özcan Yildirim Yüce Muzaffer Özgür Muzaffer Özgür Ali Ciftci Bülent Kayacan Bülent Kayacan Bilal Dilovan Bilal Dilovan Yusuf Polat Vahit Duran