Mümtaz Kara İle Röportaj
Mila Kara
Kaynak: Bîrnebûn


D
eğerli Okuyucular !

Aşağıdaki röportaj alışık olduğumuz türden röportajlara benzemeyebilir. Bu amaçlada yapılmadı zaten. Kayda alınmış bir sohbetin derlenip toparlanarak yazılı hale getirilmesi olarak görülürse sevinirim.

Aslında amacım, kabilemiz Mala Meçe’nin bu topraklara nasıl ve ne zaman geldiğini, hangi ailelerden oluştuğunu belirleyerek yazılı hale getirmek ve bu anlamda seceresini çıkarmaktı. Aynı zamanda akrabam olan Mümtaz Kara’nın bu konuda ayaklı kütüphane misali değerli bilgileri muhafaza ettiğini, insanı şaşırtacak taze bir hafızaya sahip olduğunu öteden beri biliyordum. Kendisine konuşma istediğimi iletdiğimde sağ olsun düşünmeden kabul etti.


Ne var ki sıcak bir atmosfer içerisinde geçen sohbetimiz uzadı ve farklı alanlara sarktı. Gerek köyümüz Araplı hakkında gerekse Mifîkan ve Şêxhbilan aşiretlerine bağlı diğer köyler hakkında değerli ve yadsınamayacak bilgiler band kayıtlarına geçti.

Bu bilgileri derledim ve bir röportaj formu içerisinde yazılı hale getirdim. Bu röportaj bîrnebûn dergisinin 18. sayısında yayımlandı. Anatomîya Gûndên Me `ye bu sefer bizim köy misafir olduğundan bu röportajı koymayı uygun buldum.

Genç kuşakların pek bilmediği, büyüklerimizin sözlü anlatımlarında kalmış, bu bilgilerin paylaşılmaması doğru olmazdı. Her nekadar söylenenler kuşaktan kuşağa „devralınan”, “tartışma götürür”, “sözlü bilgiler” isede yayınlamaya karar verdim. Yanlış veya eksik olan bilgiler ancak farklı anlatım ve yazımlar sonucu tespit edilebilirdi. Bu anlamda okuyuculardan istediğim: röportajda geçen bir çok bilginin teyid edilmesi veya düzeltilmesi gereği ile okunmasıdır.

Görüldüğü gibi sohbetimiz Kürtçeyi yeterince bilmememden dolayı Türkçe geçti. Kendi Anadilimde bir sohbet dahi yapamamanın ezikliğini yaşadım. Bu arada kendime böylesi sohbetleri anadilimda yapmaya söz verdiğimi de belirteyim.
Saygılarımla

Mila Kara


Islahiye’den, Kırşehir’e Uzanan Bir Öykü:

Mala Xalî Reş


Mila Kara ve Mümtaz Kara röportaj esnasında

İstersen sohbetimize hemen başlayalım. Kabilemiz “Mala Meçe”nin büyükleri nereden gelip buralara yerleşmiş?

Osmanlı döneminde Türkçe adıyla Karahaliloğulları olarak bilinen kabileden olan, buradaki ilk dedemiz Xalê Reş, Islahiyenin Üzümlü mıntıkasından gelip, Kırşehir’in Malya Ovasında bulunan köyümüze yerleşmiş. Kardeşi Îbişê Reş Islahiye’de kalmış. Xalê Reş bir dönem Xaladîno (Hatunoğlu) köyünde kaldıktan sonra Araplı Köyünün ilk kurucu kabilesi olan “Mala Kosê”lerden, Ûmiş ile evlenerek Araplı’ya yani köyümüze yerleşmiş.

Yani Islahiyeden ilk gelen dedemiz Xali Reş. Peki geldikten sonra oradaki akrabalarla ilişkiler devam etmişmi?

Tabi. Sürekli gidip gelmeler, çocukları karşılıklı evlendirme, yakın zamana kadar devam etmiş. Îbişî Reş’ın çocukları ile Xali Reş’in çocukları -ki Pismam ve Dotmam oluyorlar- görüşürlermiş. Karşılıklı dayanışma içerisinde olmuşlar. Mesela Xali Reş’in torunu benimde dedem olan Hopo Islahiye’deki akrabalarla alışveriş (ticaret) ilişkilerinde bile bulunmuş. Sonra bizlerden annesi erken ölen, öksüz bir kıza görücü gelmişler. Bizimkilerde uzaklığı bahane ederek hayır cevabını vermişler. Bu olaydan sonra malesef karşılıklı olarak ilişkilerimiz soğumuş ve kopmuş. Yani izlerimizi kayıp etmişiz.

Xali Reş , Mala Kosê’lerin kızı Ûmiş ile evlenerek köye yerleşmiş dedin. Mala Kosê’ler köyün ilk yerleşik kabilesi mi?

Mala Kosê’ler, köyü ilk kuran kabile olarak bilinir. Mala Abdilî Elî Milkê, Mala Memî Şarê, Mala Hecî Kinê, Mala Batalî Kelêş, Kosê Kabilesindendir. Tabii köyümüzde başka kabilelerde var. İstersen bu fırsatta onlarıda ilk yerleşim sırasına göre sayayım. Unuttuklarımız olmaz inşallah. Mala Kosê’lerden sonra bizim kabile yani, Mala Meçê’ler gelir. Seceresini bugün beraber çıkaracağız, tek tek saymayayım. Mala Xocê kabilesi vardır. Bu kabilede: Mala Elî Molkê, Mala Elî Osmên, Mala Hesenî Aloskê, Mala Elî Seydê ailelerinden oluşur. Yine Kirşûno kabilesi var. Bu kabile : Mala Memî Qêdir, Mala Hecî Şîxê, Mala Üçler ailelerinden oluşur. Yine Mala Bite kabilesi bulunuyor. Şîxê Milî Îbiş, Çolêyî Batê aileleri de bu kabiledendir. Diğer yanda Mala Hawêt Kabilesi var.
Yine Mala Koyûncîler var ki bu bu kabilenin Siro (Uzunpınar) köyünden gelip yerleştikleri söylenir. Bir de Kêdler kabilesine bağlı aileler bulunmaktadır. Bu kabile aslen Golî köyünden olmakla beraber Şefaatlı ya (Yozgat) bağlı Saatli köyünden geldikleri bilinir. Aslında her ailenin kendi seceresini tutması lazım. Bak bu işi Xaladîno’lular güzel bir şekilde yapmışlar. Köyün bütün kabilelerinin seceresini ortaya koymuşlar. Senin bu konuşmaları kayıt etmen böylesi işlere vesile olur inşallah.

İnşallah. Benim temennimde bu. Bu civardaki köyler Mifîkan ve Şêxbilan aşiretlerine bağlı köyler olarak biliniyor. Kabile olarak bizde Mifkî miyiz?

Biz kabile olarak Celîkan aşiretindeniz. Büyüklerimiz bunu özellikle belirtirlerdi. Çevremizdeki köyler Mifkî olduğu için zamanla bizde Mifkîyiz demişiz herhalde. Gerçi Mifîkanlarla Celîkan’lar bir birlerine uzak aşiretler değiller. Yakın akrabalar. Kardeş gibiler. Çöldeki köyler Şêxbil, Mifkî, Berketî, Oxçî, Molkî, Mamali (?) aşiretlerine bağlı oldukları için zamanla katılan kabileler kendilerini bu isimlerle özdeşleştirmiş olabilirler. İstersen bir kaç örnek vereyim. Qişlê (Terziyan) köyünün Diyarbekir, Xaladîno (Hatunoğlu) köyünün ise Kars tarafından geldiği bilinir, söylenir. Bu köylerden olanlarla konuştuğunda “Biz Mifkîyiz” derler.Öyle de kabul edilirler.

Hangi tarihler arasında gelmişler, iskan nasıl olmuş bunu bilmek, çıkarmak mümkün mü?

Dediğim gibi, İlk gelen dedemiz Xalî Reş. Ondan bu güne dokuz göbeğin olduğunu biliyoruz. Gerçi ilk geldiğinde bu topraklarda yaşayanlar varmış. Aşiret konar-göçer olduğunda sürekli bir yerde de bulunmazmış. Önlerinde develeri , camuzları, koyunları olduğu halde Antakya, Sivas, Çukurova yaylalarına gidip gelirlermiş. Konlarda (çadır) yaşarlar, koyun sürülerine geniş otlaklar ararlarmış. Xalî Reş’in oğlu benimse dedem Hopo’nun babası olan Silo’dan sonra konları kaldırıp ev yapmaya başlamışlar. Yani buraya gelişle iskan zamanı arasında bir süre olabilir. Dediğim gibi dokuz göbek sayabiliyorum dedemizden bugüne. Benim tahminimi ve fikrimi sorarsan bu topraklarla tanışmamızın süresi beşyüz seneye varıyor.

İlk gelen kabile vaya köy hangisidir acaba? Büyükler bundan bahsedermiydi?

Şimdi şu köydür bu köydür desem yalan olur. Bu konuda kesin bir bilgim yok. Zaten hepsi bir birine akraba . Bir yıl önce bir yıl sonra. Yani aynı dönemde gelseler gerek. Çevirme’nin bu civarda ilk olduğunu duymuşluğum var. Fakat büyüklerimizden duyduğum kadarıyla rahmetli dedem anlatırdı, Antep ve Adıyaman dolaylarına gelmeden çok önceleri, Horasan taraflarında bulunuyormuşuz.

Horasan! Şu Erzurum Horasan değil mi?

Yok yok, Erzurum Horasan değil. Sonraları ben biraz sordum soruşturdum, haritaya filan baktım. Oranın kuzeyinde sanıyorum, hani Hazar Denizi’nin altındaki bölge varya oradaki Horasan. Bizimkilerin bir dönem orada bulunduğu, çok önceleri orada yaşadıkları anlatılırdı.

Çok önceleri mesela ne zaman?

Onu sorma, sadece oralarda yaşadıkları büyükten küçüğe anlatılırmış. Hangi bölgede ?, Hangi tarihlerde? O konuda bir şey diyemiyeceğim.

İlginç! Peki Ortaanadolu da yaşayan diğer Kürt aşiretleri ile ilişkiler nasılmış, gidip gelmeler, akrabalıklar var mıymış?

Olmaz olurmu tabiki varmış. Zaten onlarla aynı ailenin fertleri gibiyiz. İlişkiler eskiden daha canlıymış. Malwat’ının bir kesimi orda olan gidip gelenler çokmuş. Kıtlık, seferberlik dönemlerinde bu gidiş gelişler çoğalmış. Bir de, Konya’ya , Haymana’ya çalışmak için çobanlık yapmaya gidenlerin sayısı oldukça kabarıkmış. Bu ilişkilerinden dolayı evlenenler, buraya veya oraya yerleşenler hep olmuş. Bu durum bizim kabile içinde geçerliymiş. Mesela dedelerimizde Hecî Silo’nun ikinci hanımı Xaney Kesikköprü’lüymüş (Bala). Demek ki bir birlerine kız verecek kadar yakınlar. Dalkıranlar’dan (Bala) gelinimiz varmış. Yine Polatlı’ya bağlı İnler köyüne kız vermişiz. Şimdilik ilk aklıma gelenler bunlardır. Dediğim gibi gençler pek bilmesede, eskiler çok sıcak ilişkilerini hep korumuşlar.

Biraz da inanç sistemi üzerine konuşalım. Mesela annen Meleleri ile ünlü bir evdenmiş. Terziyanlı değilmiydi annen?

Evet. Rahmetli annem Terziyanlı Hocî Milî Îbrêm’in torunudur. Dedem derin dini bilgilere sahipti. Köydeki evleri medrese görevi görürmüş. Bir çok kişi Kuran’ı, arapça okuyup yazmayı bu medresede öğrenirmiş. Dedem Milî Îbrêm’in babası da yörenin ünlü hocalarındanmış. Dedem babasının dini eğitimini Kayseri’de bir medresede aldığını, bu vesileyle büyük bir din alimi olduğunu her fırsatta anlatırdı.

Başka şahsiyetler de varmıymış?

Varmış. Mesela bizim köylü Xocî Mala Hecî Haskê dini eğitimini Çevirme’deki medresede Xocî Sor’un yanında almış. Çevirme bu konuda ünlüymüş. Annemin baba tarafından bahsettim. Bir de Kûlik köyünden olan ve Xocî Kûlik olarak bilinen xoca varmış. Onun da ünü civar köylerde çok geçermiş. İhtiyaç olduğunda O na gidilirmiş.

Bu günkü camiinin bina olarak yakın zamanda yapıldığını biliyoruz. Eskiden toplu ibadetleri nerede yaparlarmış?

Yanılmıyorsam köyün camisi 1951-1952 yılında inşaa edilse gerek. O zaman köyün muhtarı Abdilî Elî Milkê’imiş. Allah rahmet eylesin, O ön ayak olmuş. Yani caminin yapılmasında çok emeği geçmiş.

Cami yapılmadan önce?

Köy odasında veya hali vakti yerinde olan bir ailenin misafir odasında kılarlarmış toplu namazı. Bayram ve teravih namazlarınada bazen şimdi ki ilçemiz olan Boztepe’ye giderlermiş. O zaman atlarla gittiklerini, caminin önünde dağıtılan börek ve çörekleri heybelerine doldurup geri geldiklerini gülerek anlatırlardı.

Şuayplı ve Xaladîno köyleri xoca ve şixları ile ünlü köyler olarak bilinir ama.

Bu köyler, yakın zamanda hacı, hocaları ile tanınır oldular. Şuayplı ile Xaladîno’nunkiler yakın zamana rastlar. Çorum tarafından Rufai Şıxları gelir bu köylerde tanıdıklarında kalırlarmış. Zikir, şiş çekme gibi şeyler yaparlarmış. Demin dediğim gibi eskiler arasında Kûlik, Terziyanlı ve Çevirme’nin hocaları bilinir. Zamanla Çorum’dan, Yozgat’tan gelen gezici hocalar belirli süreler için tutulmuş. Duruma göre, bazen bir yıllığına bazen de ramazan ayı için tutarlarmış bu hocaları. Bu işe köyün ileri gelenleri veya muhtar önayak olurmuş. Hocanın hakkı, harman zamanı geldiğinde buğdayla arpayla ödenirmiş. Şimdiki hocalar biliyorsun kadrolu. Aylıklarını devlet ödüyor.

Eskiden gelen hocaların çoğu Çorumlu veya Yozgatlıymış dedin. Yine böyle mi?

Yine o taraflardan gelen var ama son zamanlarda Kırşehir’in ilçeleri Kaman ve Mucur’dan gelen hocalar da var.

Çiçekdağlı yok mu içlerinde?

Valaha ben bizim köylerden veya Çiçekdağ ilçesinden olan hocayla pek karşılaşmadım desem yalan olmaz. Ne bileyim bizimkiler bu işe pek heves etmiyorlar.

Bu işlerde biraz gevşeğiz galiba?

Yok. Aslında gevşek falanda değiliz. Mesela Hazreti İbrahim nerelidir? Urfalı. Yani Kürt. Yerini yatağını mağarasını yakacaklardı, Cenab-ı Allah buna mani oldu. O göl varya balıklı göl? Allah tarafında bu ateşin söndürülmesi için indirilmiştir. Göldeki balıklar da yanan odunlardır aslında. Dediğim gibi bir çok din alimi biz Kürtlerden çıkmıştır. Ben bizim köylerden hoca çıkmamasını tarla tapanla, davarla, malla uğraşmamıza bağlıyorum. Şimdi diyelim adamın dört oğlu var; birileri sapta, samanda, dümende çalışacak, birileri koyunları güdecek, bilmem birileri de evin şu işine bu işine koşuşturacak. Gitse haca falan olsa bu işleri kim yapacak? Sonra hocalıktan elde edilecek kazanç neye yetecek? Allah korusun aç kalır, rezil rüsvan olur bütün aile. Şimdi bizimkilerin hocalığa niye heves etmediklerini anladın mı?

Anladım. Aslında bu soruyu biraz sonra soracaktım ama aklıma takıldı. Bizim köy çoğunlukla Malya Üretme Çiftliği ile beraber anılır. Üstelik sende buradan emekli oldun. Nasıl kurulmuş, ilk başlarda neler olmuş, bizim köyden ilk çalışmaya başlayanlar kimlerdi?

Sen de bilirsin çiftlikle köy neredeyse iç içe. 1942 yılında kuruldu. İlk yıllarda bizim köyden çalışanlar oldu. Mesela senin deden Zeto yani Zedkî Şêkirî Zangê de çalıştı. Kuruluş aşamasında çalışanlardan hatırladıklarımı sayayım istersen.

İyi olur. Bu sayede onları rahmetle anmış oluruz.

Mesela, Bekirî Îse, Caferî Cûçe, Apê Şêkir, Hecî Velî, Milkî Bektêş, Hemkî Hecî Kelo, Amcam Hopo, bunlar bizim köyde çalışanlar. Çevirme’den, Çamalak’tan, Xaladîno’dan, Terziyan’dan çalışanlar da olmuş.

İsmet İnönü’nün çiftliği ziyaret ettiği ve “bu köyü buradan kaldırın” dediği söyleniyor.

Doğru. O zaman köyün muhtarı babam. Haber göndermişler İsmet İnönü geliyor diye. Kırk elli atlıyla boztepe yoluna karşılamaya gitmişler. Mübarek gelir gelmez hemen “çiftliğin dibinde köy olmaz, bu köyü kaldırın buradan” diye emir vermiş. Biraz kalıp etrafı kolaçan ettikten sonra “Çişim geldi” demiş. Biraz açılıp, kıbleye doğru çişini yapmış. Sonraları araya adam filan koymuşlar karar değişsin köy yerinde kalsın diye. Rahmetli babam köyün yerinden kaldırılmaması için çok uğraşı verdiğini hatta rüşvet vererek kararı değiştirebildiklerini her fırsatta söylerdi.

Şimdi nasıl oluyor, İsmet İnönü köyümüzde kıbleye doğru mu işemiş yani?

Ne bileyim. Öyle anlatırlardı. Adam hiç bir şey sormadan kıbleye doğru dönerek işemiş. Demokrat Partililer bunu yıllarca Halk Partisinin aleyhinde kullandılar. Gerçi “Halk Partisine” karşı bir tepki her zaman varmış. Vergi memurları aniden çıkar gelir buğday yığınına mühür vururlarmış. Mühürü bozarsan vay haline! Gelsin falaka, gitsin falaka. Yüz koyunun varsa bilmem kaçını öşür vergisi diye alıp götürülermiş. Yani cebren vergi alırlarmış. Sonra çiftliğin ilk müdürü olan Cemil Bey Halk Partisinin has adamıymış. Bizim köy ve civar köylerle çok çatışması olmuş. Zorla topraklarımızı çiftliğin topraklarına kattığı durumlar olmuş. Çiftliğin tarlaları sulanacak diye kuyular, kanallar açtırmış. Su gürül gürül o tarafa akarken, bizim tarlalar kurumaya başlamış. Anlayacağın Halk Partisi’nin zulmünü anlatmayan yoktu.

İlk okul ne zaman kurulmuş?

Okul ilk Çevirme köyünde açılmış. Bizim çocuklarda oraya giderlermiş. Bu gün yaşı yetmişi bulanların çoğu ilkokulu Çevirme’de okumuşlardır. Çok eskiden Çevirme’de eski yazı okutulan bir medresenin olduğunu da biraz önce söylemiştim. Diğer yanda çiftlik kurulduktan sonra bir dairesini de okul yapmışlar. Horla’nın çocukları da buraya gelirmiş. Hafta sonu evlerine gider gelirlermiş. Karda kışta yollar kapanınca babamın misafir odasında kalır, ekmek tahtası üzerinde ve lamba ışığında derslerini çalışırlarmış.

Hangi köydensin diye sorduklarında Araplı cevabını veriyoruz. Anladığım kadarı ile bu sonradan konulan ve Türkçe bir isim. Köyün Kürtçe adı yokmu?

Şimdi, bizim köyün ismi bir kaç defa değişmiş. Benim nüfus kağıdımda Araplı Cedit yazar. Şimdiki ismi Yenidoğanlı. Tabi bu isimler devletin yakın zamanda koyduğu isimler. Bizim köyün esas yani Kürtçe ismi Otko dur. Büyüklerimiz böyle bilirlermiş.

Bunu ilk defa duyuyorum. Çoğumuz bu ismi bilmeyiz. Köy Otko olarak mı bilinirmiş? Anlamı neymiş acaba?

Anlamını bende bilmiyorum ama ilk zamanlar köy Otko veya Otık olarak bilinirmiş. Aslında bu sadece bizim köy için geçerli bir durum değil. Mesela şimdiki ismi Eskidoğanlı olan Horla’nın Kürtçe ismi Solax’dır. Yine Harmanaltı olarak kayda geçen Şuayıplı’nın Kürtçe ismi Bizbenika Jêr’dır. Xaladîno’ya , Hatunoğlu veya Öksüzkale derler, Siro’ya Uzunpınar...

Horla’nın Kürtçe ismi Solax’mı? Ben bu köyün Şêxbil, Mîfik kavgasından sonra Siro’dan ayrıldığını, küskünler köyü olarak bilindiğini duymuştum.

Doğru, öyle olmuş. Mîfik, Şêxbil kavgasından sonra, Horla’yı kuran kabilelerin Siro’dan “bizi kavgada yanlız bıraktınız” diyerek bugün ki yerlerine yerleştiklerini bende duydum. Öyle de anlatırlardı.

Bu vesile ile Çölde çokça anlatılan bazılarınca “Eş Koçek” olayı olarak tanımlanan Şêxbil, Mîfik kavgasına gelelim. Bu kavga etkisi yakın zamana kadar süren bir gerginliğe de sebep olmuş . Bu kavganın sebebi neydi? Nasıl olmuş?

Paşê wi kêçika xêrnadî ra gotin Eş Koçek. Şexsî ez ji wî nawî hêz nakim. Rast jî nawînim. Keçikê tû sûçî xwe tûnewû ye. Xorte kî Mîfko –hane tewên ji Siro ye (Uzunpınar)- ketîye pê keçikê. Nawê keçikê jî Eş bîye. Ma deraw nave-ji ûçqî yê (Üçkuyu) û ji Gêdere (Pöhreng) nizani me-. Ez bêm dilê lewik ketîyê keçikê. Keçikê ti rû nedayê lewik. Wî zemanî pir xortê we heşin û cahîlin. Wî xortî benda keçikê bernade ye. Rokê keçikê helê çemekî kincê dişiştûne. Te, hêle nişkava biskê keçikê jê dike û tariwe. Wî zemanî va kara hekaretekî mezine. Ji we bi şûnda, xorte Şixbil û Mîfik tikêwine hewûdû. Hingê kî mezin derdixin. Va hinga li yayle hêla Sêvasê jî berdevamdike. Mezinê me digotin, jî Mîfka seddehê, jî Şixbila jî nod mer miriye. Paşê bûkekê desmala xwe awiti yê nawbare. Ji wê şûnda hingî birîna. Hêsawî min va hinga neskê sedûpêncê salî ber ve bûye.

Bu kavganın Sivas taraflarında çıktığını söyleyen var...

Burada başlayıp, orada kavgaya devam etmişler. Ölenlerin bir kesiminin mezarları orada kalmış zaten.

Sivas büyük bir bölge. Yanlızca Uzunyayla taraflarına mı giımişler?

Tabii bir oraya gitmemişler. Mesela kıtlık olduğunda Çukurova’ya, Ceyhan taraflarına gitmişler. Tokat’a gidenler de varmış.

Kıtlık dedin. 1874’de Kırşehir ve çevresinde sekiz yıl süren büyük bir kıtlığın yaşandığı biliniyor. Bu konuda bir bilgin varmı?

Şimdi, bir çok kere kıtlık olmuş. Dedemin zamanında , annemin zamanında. Kıtlık zamanı çektikleri sefaleti çok anlatırlardı. Bilmem kaç yıl yağmur yağmamış. Yiyecek bir şey bulamamışlar. O zaman bizimkiler Çukurova taraflarına gitseler gerek. Bir de gittikleri yerlerde kalan , geri dönmeyen aileer olmuş tabi.

Bu bilgileri verdiğin için çok teşekkür ederim. Sohbetimizi Mîfikan ve Şêxbilan aşiretlerine bağlı köyleri Kürtçe adları ile sayarak bitirelim.

İstersen ilk önce Mîfiklerden başlayalım:

Kanîkûrik (Körpınar), Kişlê (Terziyanlı, Büyükkışla), Çîmeli (Çimeli- karışık, Bulgar göçmeni, Terziyanlı’dan bazı aileler, Sivas’tan Begili kabilesi), Kûlik (Külhöyük), Pizbênika Jêr (Şuayplı, Harmanaltı), Mala Benê-Pizbênika Jûr (Tosunburnu), Ûsînli (Hüseyinli), Gûrîo (Yeşiloba), Golî (Göllü), Sêrek (Seyrekköy-karışık), Tawira (Taburoğlu- Şix Ağa Çiftliği) Sira (Uzunpınar), Xaladîno (Hatunoğlu-Öksüzkale), Otko (Araplı Cedit, Yenidoğanlı), Solax (Horla-Eskidoğanlı)

Şêxbillar da şunlar:

Ûçkî (Üçkuyu), Gederê (Pöhrenk), Kişlê (Mahmutlu), Çevirme, Çamale /Çamalaxhan(Çamalak), Çîxdelî (Çiğdeli), Zêkere (Yanlızağaç), Oçko (Çanakpınar), Ramko (Doğankaş), Torino (Bahçepınar)

 

              


Malpera Kurdên Kirsehîrê © 2005
Design by Xalîkan