Sayın Rahime Karamusaoğlu kardeşiniz Asaf Koçak'ı 2. Temmuz 1993 yılında Sivas katliamında yitirdiniz. Acınızı yeniden tazelemek istemeyiz. Fakat Asaf Koçak'ında genç kuşaklarca tanınmasını ve bilinmesini istiyoruz. Biraz onun üzerine konuşalım deriz. Çocukluğundan bize biraz bahs edermisiniz.
Ailemizin 5. çocuğuydu. Arkadaşlarına ve ailesine tutkulu, sadık, oyunu, gezmeyi ve karikatür çizmeyi seven ileriyi gören bir çocuktu. Hareketli ve hırçındı. Dediğim dedik birisiydi. Bu yüzden annem onu Dîno diye severdi. Oyunları bile cesurcaydı hep. Bir defasında civcivlerin boynunu koparıp, kanlarını hertarafına sürmüş, naylonu yakmış bacağına yapıştırmış: Ben savaşa gidiyorum diye ayaklanmıştı. İlkokul çağlarında başlamıştı karikatür çizmeye. Ortaokul çağlarında ise iyice kendisini karikatüre kaptırmıştı. Ders çalışırken defterlerinin arasından gelen misafirlerimizin çizilmiş karikatürleri çıkardı hep. Lise çağlarındayken boş zamanlarında ölen babamın dükkanında çalışırdı.
Rahmetli meslekten öğretmendi. Birazda eğitiminden konuşalım derim. Bize Asaf Koçak’ın eğitim sürecini anlatırmısınız.
Yerköy'de doğdu ve ortaokulu Yerköy`de bitirdi. Lisenin 1.ve 2. sınıfını İstanbul'da bir lisede okudu. Çiçekdağı Lisesinden ise mezun oldu. Kırşehir Eğitimi bitirdi ve ilkokul öğretmenliğine Çiçekdağı’nın bir köyünde başladı. Daha sonra Sivas’ın bir köyüne atandı. Fakat Sivas'daki şartları çok kötüydü. Hatta bir keresinde donma tehlikesi yaşadı. Bu yüzden Sivas'dan tayin istedi ve Adıyaman'da 2 yıl devam eden öğretmenlik hayatından sonra istifa ederek, Ankara'ya yerleşti.
Birde ölüm haberini ilk ve nasıl aldığınızı bilmek isteriz. 2 Temmuz akşamı mı haberiniz oldu ?
İlk olarak trt den duyduk. Akşam 20:00 haberlerinde Asaf'ın ölüm haberini aldığımızda neye uğradığımızı şaşırmıstık. İnanamıyorduk olanlara, ya da inanmak istemiyorduk. Çünkü daha gündüzleyin Cumhuriyet gazetesinde "Asaf Koçak Madımak otelinden" bildiriyor yazısını okumuştuk ve herşey gayet normaldi.
Haberi duydunuz ne yaptınız ozaman ?
Hayat sanki o an durdu bizim için. Telefonlar hiç susmuyordu. Kırşehir, Yerköy, Ankara... Birşeyler yapmak gerekiyordu ve hemen arkadaşlardan birisinin arabasıyla Sivas'a doğru yola çıktık.
Duyar duymaz yola çıktınız.Sivas’a vardığınızda nelerle karşılaşmıştınız?
Her yer kuşatılmıştı. Kimsenin geçişine izin verilmiyordu. Cenazemiz olduğunu söyleyince, Sivas Cumhuriyet Hastahanesine geçişimize izin verildi. Hastahanenin çeveresi mahşer yerine dönmüştü. Otelde katledilenlerin isimleri dışarıda asılıydı. Asaf Koçak'ı okur okumaz morga gidip, naaşın tanınması istendi bizden. Morg odasına ilk girdiğimde kardeşimi ince uzun ayak parmaklarından tanıdım. Yüzünü açtığımda ise hiçbir yanık izi yoktu. Kardeşim boğularak can vermişti. Ankara'da tören yapılacağı söylendi fakat eşim Ankarada'ki törene katılırsak cenazenin Yerköy'e yetişmesi zaman alacağı için törene katılmamayı tercih etti. Çünkü Yerköy'deki aşiret bizi bekliyordu.
Yerköy sizi nasıl karşıladı?
Yerköy, polis ve jandarma ile kuşatılmıştı. Sıkı güvenlik önlemleri alınmıştı. Olay çıkma olasılığı olduğu için herkeste bir gerginlik vardı. Çevre illerden Eğitimsen geldiği için Yerköy sağcıları olay çıkabilir diye düşünüyorlardı. Bu sırada cenaze namazı için Müftü, hocayı tembihlemiş. Hocadan; "cenaze namazını kıldıramam" diye haber geldi bizlere. Bu tutum gerçekten insanlık dışıydı. Daha sonra eşimin köylüsü yani Çamalaklı bir hoca : "ne olursa olsun kendi canımın kanımın cenaze namazını kıldırırım" diyerek namazı o kıldırdı.
Bu bilgileri bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim. Sağolun.
www.kurdenkirsehire.com
|