ASAf kOÇAK'IN aRDINDAN Hayrullah Çelİk

Bizimkilerin bir site kurduklarını duyunca doğrusu
çok heyecanlandım. Hemen hiç vakit kayıp etmeden
bilgisayarın karşısında buldum kendimi.

Her şey çok güzeldi. Tam da biz Kırşehir Kürtlerini anlatan, ifade eden, neyimiz varsa gözler önüne seren bir şeydi karşımda olan. Hemen her başlığı açtım ve özenle okudum. Okudukça sevindim, mutluluk duydum.

Ama ana sayfada bulunan bir bölüm beni müthiş duygulandırmış ve yıllar öncesine götürmeye yetmişti bile.

Bu bölüm değerli sanatçımız, ağabeyimiz merhum Asaf Koçak`ın bölümüydü. 2 Temmuz 1993´de Sivas`ta yaşananlar ve bütün dünyaya yayılan görüntüler sonucu yaşamını yitirmişti. O görüntüler ise belleklerden hiç silinecek gibi değildi.

Bir otelde ölümle pençeleşen, büyük çoğunluğu sanatçı, yazar ve çizer olan bu insanların yardım çığlıkları, ne devleti ne de toplumu harekete geçirebilmeye yetmişti . Aziz Nesin'e düşmanlık bahaneydi aslında. Topluma korku, sorunların çözülebileceğini söyleyen ve düşünen insanlara da bir mesaj verilmek istenmişti.

Bunlar üzerine çok yazıldı çokta konuşuldu.  

Benim asıl anlatmak istediğim Asaf Koçak'ın cenazesinin Yerköy'e gelişi ve o gün yaşananlar. Ben o günlerin şahsen tanığıyım. Yaşadıklarımı kaleme almak geldi bir an içimden. Hatta kendimi sorumlu da hisettim. Olup bitenleri ve sonrasını bir çok insan bilmiyor olabilirdi. Onun için yazmak ve bir anlamda paylaşmak için yazıya dökmek istedim.

Ben o günlerde Yerköy'de idim. Asaf Koçak'ın Sivas'ta Madımak Otelinde yaşamını yitirdiği haberi her kara haber gibi tez elden ulaşmıştı bizlere. Duyar duymaz bizim civar köylülerin biraraya geldiği kahvehanenin önünde toplanmaya başladık. Herkes bildiklerini duyduklarını birbirine aktarıyor, yorumlarda bulunuyordu.

Kırşehir'den, Çöl Köylerinden olayı duyan bir yolunu bularak Yerköy'e akın etmeye başlamıştı. Toplananların yüzlerinde üzüntü ve öfkenin izlerini görmek okumak mümkündü. Bu arada ailesi ölüm haberini alır almaz Sivas'a doğru hareket etmiş. Aynı zamanda eniştesi olan, Diyarbakır Ergani de ikamet eden halasının oğlu cenazeyi getiriyordu. Sonradan Yerköy'e doğru yaklaştıkları haberi bizlere ulaşmıştı.

Bir grup insanla cenazeyi karşılamak amacı ile aynı zamanda bir durak yeri olarak bilinen Şel (Shell) benzin istasyonuna doğru yola çıktık.   Benzinliğe varınca bize ilk söylenen, cenazenin Yerköy hastanesinin morguna kaldırıldığı oldu. Bu sefer hastaneye doğru hareket ettik ve burada beklemeye başladık. Duyanlar akın akın geliyorlardı.


Hastanede işlemler tamamlanmış, sıra cenazenin gömülmesine gelmişti. Namazın Çarşı Camiinde kılınacağı söylendi. Bu sefer hep beraber peşi sıra 5'er kişilik kortejler halinde camiye kadar yürüdük. Gergin ve sinirli bir hava vardı. Olaylar televizyonlardan, radyolardan duyulmuş yine yorumlar yapılıyordu.

Camiye vardığımızda kapının kilitlendiğini ve insanların buraya alınmak istenmediğini duyduk. Hakikaten günün her saatinde ardına kadar açık olan cami kapısı   bu sefer kilitliydi. Üstelik kimseler yoktu ortalıkta. Maaşlı imam ise aniden kaybolmuş yerinide kimseye söylememişti.

O dönem Yerköy müftüsü olan Ahmet Emin Sağbaş'ın cenazeyi kaldırmayın, camiyi kapalı tutun emrini verdiği haberi geldi. Bu haber halk tarafından büyük tepki gördü.

Şaşırmıştık. Bir yandan da insanlar gittikçe öfkeleniyordu. Bu sefer madem müftü efendi imama yasak koymuş biz kendi imamımızı buluruz denerek cenaze namazını kılacak bir imam arayışına çıkıldı. Nereye başvurulduysa uğraşılar boşa çıktı. Cenazemizin üstelik gerçek müslüman olduklarını söyleyenler tarafından yakılan insanımızın namazını kılacak bir hoca   yoktu koskoca Yerköy'de.

Evet namazı kıldıracak hoca bulunamıyordu. Sonra bilmiyorum bu öneri kimden geldi ama Çamalaklı bir hocanın olduğu söylendi bir an. Hemen ismi geçen hocanın evine gittik. Oda hiçbir şey demeden bizimle gelip namazı kıldırdı.

Bir ölüye bile tahammül edemediklerini dehşetle görmüştük. Asaf'ı ve arkadaşlarını kalleşçe öldürenler böylesi bir ortamı yaratmayı başarabilmşilerdi.

Namazdan sonra hep beraber mezarlığa doğru yürümeye başladık. Oluşturduğumuz kortej Nato yolundan hastaneye kadar uzanmıştı. İnanılmaz bir kalabalık vardı. Kırşehir, Asaf'ın köyü Mahmutlu'dan, Çevirme, Pöhrenk, Üçkuyu, Uzunpınar, Doğankaş, Çamalak, Çiğdeli, Çanakpınar'dan ve bir bütün olarak tüm köylerimizden insanlar gelmiş cenazesinde buluşmuşlardı Asaf Koçak'ın.

Yanlış hatırlamıyorsam kardeşi cenazesinin başında bir konuşma yaptı. Hepimiz için çok acı bir gündü. Asaf Koçak'ı yitirmiştik. Bu olayın etkisi yıllarca sürdü. Halen de sürüyor. Beni üzen   onun anısına bir şey yapmadığımızdır. Mezarının yerini bilenimiz yoktur belki. Bu anlamda Sitemizin böyle bir bölüm açmış olmasına ne kadar sevindiğimi anlatamam şimdi.

Bu fırsatta Asaf Koçak ve yaşananlar üzerine bazı bilgileri aktarmak istiyorum. Bu bilgiler çoğunlukla aile çevresi tarafından aktarıldı. En çokta ablasının oğlu olan Bircan Karamusaoğlu bu bilgileri derledi. Sizlerlede paylaşmak istiyorum.   

Gözü dönmüş katiller sürüsü dışarıda ölüm naraları atarken Asaf Koçak ile yazar Lütfi Kaleli arasında şu dialoglar geçmiş.

Lütfi Kaleli sorar: Bunlar ikindi namazına gitmeyecekler miydi Asaf ?

Asaf Koçak yanıtını hemen verir: Anlaşılıyor ki, bu namazı kaza ile eda edecekler.

Evet bu namazlarını Asaf'ında dediği gibi kaza ile eda ettiler.

Asaf Koçak'ın aslında kurtulabileceği fakat alev ve dumanların arasından iki kişiyi …bunlar benden daha genç diyerek kurtardığı ve 3. kişiyi kurtarmaya giderken dumanların aniden bastırması üzerine yaşamını yitirdiği sağ kalanlar tarafından söylenmişti.

Ablasının oğlu yani yeğeni Bircan Karamusaoğlu henüz küçüktü ama dayısının cenazesini görebilmişti. Onun anlatımı ile sadece sakallarında ve yüzünde duman isi olduğu ve bir elinde yanık izi olduğunu öğrenmiştik. Can çekişirken elinden yaralandığı yorumuna yol açmıştı.

Yine Yiğeni Bircan Karamusaolu'nun anlatımı ile şunu duymuştum. Asaf Koçak'ı Yerköyde mezarında bıraktıktan sonra diğer, kardeşleri ve gazeteci arkadaşları ve dostları Ankara'da kaldığı eve gidiyorlar. Kapıda halâ asılı duran bir parça kağıdı görünce şaşırıyorlar. Kağıdın üzerinde „bakkala gidiyorum, geleceğim..“ notu yazıyor.

Müsadenizle Asaf Koçak ' ın hayatı ile ilgili bazı bilgileri aktarmak istiyorum. Bunu şunun için gerekli görüyorum. Çok şeyler yazıldı ama bazıları gerçeği yansıtmıyor. Bu karışıklığı önlemektir amacım.

Asaf Koçak 1958 yılında Yerköy ilçesinde doğdu. Fakat resmi kayıtlara 1959 Kırşehir doğumlu olarak gecti. Babası Hese Tekşin ve annesi Afe Mome Şexbilan aşiretine bağlı Qişle (Mahmutlu) köyünden Yerköy'e göç etmişlerdi. Asaf Koçak 6 çocuktan 5. si olarak Yerköy'de dünyaya geldi.

Asaf Koçak'ın resim aşkı ta ilkokulda başlamıştı. Bu aşkı karikatür ve isyanların başlangıcı diye nitelendirdiği İstanbul Davutpaşa lisesinde olgunlaştırdı. Dersten kaçmayı, 51 oynamayı orada öğrendi.

Daha sonra Kırşehir Eğitim Enstitüsünü bitirdi. Sırtına fırçasını vurup yaşamına son verenlerin çocuklarına resim eğitimi vermek için 4 yıl öğretmenlik yaptı. Sivas'ta başından bir olay geçti. Kaderin cilvesi olsa gerek donma tehlikesi geçirdi ve arkadaşları tarafından hayata geri dönderildi.

Daha sonra 3 yılda Adıyaman da öğretmenlik yaptı. Sonra öğretmenlik mesleğinin kendisine göre olmadığına karar verdi. İstifasını sunarak Ankara'ya geldi. Burada 6 kişisel sergi açtı. Ondörtyılı bulan karikatür çizme yaşantısı boyunca karikatürleri Sorun, Yapıt,

Yeni Olgu, Türkiye Yazıları, 2000e doğru, Bilim ve Sanat, Yarın,   Edebiyat 81, Cumhuriyet, Günaydın ve Yeni Çuval da yayımlandı.

Yunus Nadi ödül yarışmasında, Monsiyon tmmob Denizli temsilciliğinin düzenlediği karikatür yarışmasında başarı ödülleri kazandı.

Para kazanmak ve geçinmek için Musluk Tamirciliği ve Sinemayı denedi. Kısa metrajlı bir filimde oynadı. Filmin adı Büyük Simbad'tı. Bu film bir yarışmada 1.lik ödülü aldı. Pir Sultan Abdal dergisinin kapak karikatür çizimlerini, Özgür Gelecek dergisinin görsel danışmanlığı yaptı.

İşte böyle değerli okuyucular. Kısacık ömrüne bu kadar başarıyı ve yeteneği sığdıran Asaf Koçak'ımızı çoğumuz tanımıyoruz. Evet bu değer bizim. Sahip çıkalım ve onun anısını yaşatalım. Yoksa ölümüne sebeb olanlar veya seyredenler dünyaya Yüz Türk karikatüristi listesinde önlere koyarak sahip çıkarlar.


Ama unutmayalım ki Asaf Koçak Kürttü, Reşiler'in bir kolu olan Şexbilan Aşiretinin bir mensubuydu. Ve bundan sonra bu yönüyle de anılacaktır.

Saygılarımla.  

 

   
Malpera Kurdên Kirsehîrê © 2005
Design by Xalîkan