RÖportaj:

Necîp Öztürk ile Çîdali Üzerine Bir Sohbet !

Değerli Necip, şu an Fransanın Bordo şehrinde oturuyorsun. Bordo dünyada tanınmış bir şehir. Çocukken ilgi ile izlediğimiz denizin altı belgesel filmlerinin yapımcısı Kaptan Kusto`nun şehri. Birde üzümleri ve bu üzümlerden yapılan şarapları ile de ünlü. Doğrusunu söylemek gerekirse seninle bu konulari konuşmakta isterdim. Ne varki olmuyor. Elimiz mahkum. Seninle bizim oralara yani Çidalı ya uzanacağız.

Evet haklısın. Avrupanın en şirin şehirlerinden birisinde
oturuyoruz , aklımız, fikrimiz yine de bizim oralarda, yani
çölde. Ne bileyim belki böylesi doğrudur. Gerçi oturduğum Bordo şehrinin anlatılacak pek de güzel yönleri var ama dediğin gibi elimiz mahkum. Biz yinede çölü konuşalım.

 Çigdeliye gelmeden önce seni okuyuculara tanıtmak isterim.

Aslında sıradan bir çöl Kürdüyüm. Bu tip sorulara oldum olası cevap vermekte zorlanırım hep.

Niye zorlanasın ? İnsanın kendisini tanıtması gayet
doğal birşey!


Madem öyle bende cevap vereyim. 70'li yıllara doğru Çiğdelide doğdum. Türkçeyi ilkokulda öğrendim. Lise mezunuyum. Üniversitede okumaya çalıştıysam da
başarılı olamadım. 1992 yilindan beri Fransada yasiyor
ve çalışıyorum. Yaşamımın önemli bir bölümü köyde ve Kırşehir de geçti. Biraz uzun oldu ama…

 Neden uzun olsun. Acısı ile tatlısı ile bunlar bizim hayat hikayemiz. Zaten bu tip sorularda bunun için sorulur. Ben senin Çiğdeli adıyla bir forum kurduğunu biliyorum.

Evet. Yalnız adı şimdi değişti. Çöl Kürtleri oldu.

Tamam Çöl Kürtleri. Bu konuda okuyucularında merak ettiğini zanettiğim bir iki sorum olacak.

Buyur .

Bu içerikte bir forum fikri sende nasıl oluştu ? Sanıyorum zemininde ilk bir forum denemesi. Birde alışkın olmadığımız bir tarzı var.

Normal bir sitede herkes webmaster veya site yöneticilerinin yazdıklarını görür. Ama bir forumda ziyaretçiler de yazı yazabilir, kendilerine özgü konu başlıkları açabilir ve siteyi yönlendirebilirler. Farklı sebeblerden dolayı yaşanan göç bir çok insanımızı yaşadıkları topraklardan ve dost akrabadan kopmasına neden oldu. Bunun yan etkisi kişisel erozyondur. Bunun önüne geçmek ancak kökleriyle yeniden yakınlaşması ile mümkündür. Bizim forumun amacı az da olsa bu yakınlaşmaya destek olmaktır. Birde Çiğdeli Çamalak rekabeti var ki…

Bu çekişme benim de dikkatimi çekti. Esprisel düzeyde foruma taşınmasını mı istedin ? gerçi biraz sonra onuda konuşacağız ama …

Evet. Gerçi sonra konuşacağız ama bu çekişmeyle ilgili bir iki şey söyleyeyim.

 Anladım firsati kaçırmak istemiyorsun.

Biraz abartılı bir şekilde söyleyeyim. Bu Çigdeli ve Çamalak milattan öncesine dayanan bir çekişmeyle bugüne kadar geldiler. Birbirini seven ve bir o kadarda birbiriyle uğraşan, didişen köyler sanırım yoktur. Mesela bizim köyde iki öğretmen yeterli olduğu halde Çamalakta 6 öğretmenin dahi yetersiz kaldığını söyleriz. Bir de Çamalaklı öğrenciler dosyaların üzerine yine "dosya" yazarlarmış.

Bu çekişmenin somutlandığı diğer esprileri çok konuşacağız herhalde. Çamalaklılar'ın Çiğdeli hakkında ne dediklerini de merak etmiyor değilim. Forum bizimkiler tarafından nasıl karşılandı ?

Foruma ilk başlarda yoğun bir ilgi vardı. Çok olumlu tepkiler aldık. Özellikle bizim oralara özgü ilk internet deneyimi olması ilgi çekti. Epey bir yazan çizen oldu tabi. Ancak zaman sorunu ve yeterince güncellemelerin olmaması ilgiyi zamanla azalttı.

Memleketten katılanlar oldumu ?

Tabii tabi. Nerede olursa olsun internet bağlantısı olanlarla ilişki kurabilme olanağımız oldu. Biliyorsun internet bu konuda muazzam bir imkan sunuyor insanlara. İstanbul'dan, İzmir'den, Kırşehir'den, Viyana'dan, Almanya'dan yazanlar oldu. Yani anlayacağın bir ilk olması açısından gayet olumlu bağlantılarımız oldu. Somut bir örnek ver dersen forum sayesinde seninle tanıştım.

Doğru, tanışmamış olsaydık şuan Çiğdeli üzerine de sohbet edemezdik.Laf buraya gelmişken, Çiğdeliye dönelim. Sana bir cümle ile Çiğdeliyi tanımlarmısın ? desem nasıl bir yanıt verirdin.

Gerçi bu soruya farklı cevaplar da verilir ama ben kısaca şöyle diyeyim: „Çölde ellinin üzerinde Kürd köyünden Şexbilan aşiretine bağlı küçük ve şirin bir köydür Çiğdeli“ derdim.

Aşiret olarak Şexbilan adını kullandın. Ben de bunun bir şahıs isminden geldiği kanısı var, hatta bu konuda bazı şeyler de duymuştum. Aynı zamanda Şex olan Bil veya Bilo kimdir? ne zaman ve nerede yaşamıştır ?

Çigdeli den bir görünüm Çavkanî: Daxi- Dagistan Öztürk

Aşiretin ismi esasen buradan mı geliyor yoksa başka bir anlamımı var onu bende bilmiyorum. Doğrusunu sorarsan üzerinde hiç düşünmemiştim. Ama aşiretin bu ismi nereden aldığını ortaya çıkarabiliriz diye düşünüyorum.

Tabi neden olmasın. Bu işi hakkı ile yapacak çok kişinin olduğunu bizzat ben biliyorum.

Yeter ki bu konuda bir istek olsun.

Evet. Çiğdeli 1970 deki durumu göz önünde bulundurursak kaç hanedir ?

Yanılmıyorsam 1970 de yetmiş kadar hane bulunuyordu. Şimdi ise yirmisekiz-otuz aile yaşıyor köyde. Yani nüfus % 60 kadar azalmiş, dışarıya göç etmiş durumda.

 Hemen her köyde durum aynı. Sizinkiler daha çok Yerköye göç ettiler değilmi ?

Evet Yerköye giden çok oldu. Birde İstanbul , Kırşehir merkez ve Avrupanın çeşitli ülkelerine son yıllarda gidenler çok oldu. Köyde kalanlar da tarla tapan işi ile uğraşıyor.

 Sizin köydeki Malwatları sayarmısın ? Bu çok önemli çünkü akrabalıklar bu sayede ortaya çıkabiliyor, baglantılar kurulabiliyor.

Tamam sayarım ama bildiğim kadarıyla. İstersen türkçe soyadları ile birlikte sayayım.

Mala Baxdê kabilesine ait üç malwat var. Mala Hesen - Öztürk-, Mala Ole - Aslanlar ve Özdemir'ler.
Mala Pare
veya Mala Meçe - Pirhan,
Mala Kinê - Altuntaş,
Mala Home - Şahin,
Mala Elesimokê - Bektaş,
Mala Elîaxdaxli - Armağan,
Mala Yêylali –Kaplan,
Mala Mestîşetir – Kızılırmak,
Mala Kote - Turan,
Mala Hecike - Bahadır,
Mala Karabekir - Aşık,
Mala Dolê - Çoşkun
Mala Şêtir- Karakuş

Sizde Mala Baxdêler'densiniz. Aileniz hangi isimle bilinir ?

Soyadımdan da anlaşılacağı gibi Türkçe Öztürk olarak geçiyoruz.
Esas olarak biz Mala Hesen olarak biliniriz. Malwatımızın yörede
tanınan kişileri, Rahmetli dedem Heci Osmenî Hûse , onun amcası
Milê Hesen` ve Yerköy'de ticaret ile uğraşan Elî Milê Hesen dir ( Ali Öztürk). Yine ailemizin önde geleninden biriside şuan Kırşehir de
yaşayan Mehmî Kûrde `dir.

Birde sizin köyden bir kaç tanınan şahsiyetin adını ansak. En azından yâd etmiş oluruz.

Tabii neden olmasın. Hepsi birer tarihti. Öyle sesizce gelip geçtiler. Sayamadıklarım veya şuan unutuklarım kusura bakmasın. İlk aklıma gelenler şunlar :

Miçê Îbe, Sosî Ume, Bako, Ûsî Meşitir, Elî Ezê, Momî Elê, Ebdilî Hecî Osmên, Necîbê Elê Simokê, Momî Kale, Çerkazî Hecî Osmên.... Daha bir çok değerli insanlarımızın isimlerini saymak mümkündür.

Mala Baxdê`ler, ağirlığı Qişle`de (Mahmutlu) olmak üzere, Çamalak, Gêder, Zekere de varlar. Bu köylerin de kurucusu olarak biliniyorlar.

Şimdi acele etmeden ve yanlış yapmadan bu meseleyi seninle bende konuşmak istiyorum. Senin Mala Baxdê`lerden yakın dostların var. Kaç zamandır Kabilenin geçmişi üzerinde duruyorsun. Soru cevap biçiminde olmasın. Sende bildiklerini söyle. Yanlış şeyler söylemeyelim.Gerçi yanlış söylediklerimiz olursa düzeltiriz.

 Tabii sonradan düzeltilir. Hem bu konuyu ben çok biliyorum diyen olursa, o zaman buyur deriz. En azından bir başlangıç olmuş olur.

Tamam. Sende biraz önce bahs ettin. Köylerin bu günkü yerlerine gelindiğinde o dönem Mala Baxdê`lerin ileri geleni yani aşiret adına konuşan Hüsinî Hecî Omer `dır. Ondan öncede Hecî Omerî Ole var. Hüsinî Hecî Omer kabileyi geniş topraklara sahip olsun diye bahsi geçen bu köylere aile fertlerini tek tek yerleştiriyor.

İstersen hangi köye kim yerleşmiş onuda
söyleyelim.

Hüsinî Hecî Omer hanımı ile çocuklarını Çamalak'a,
evli bir kızını Zekere'ye, torunlarını ve yeğenlerini
Çîdali`ya, Gêder'e ise yine aileden birilerini yerleş-
tiriyor.

Zekere'ye Femili adı ile tanımlanan bazı ailelerinde yerleştiğini biliyorum. Sanıyorum bu aileler Yozgat
taraflarından gelmişler. Çiğdeli'nin kuruluş tarihi
1800 lü yılların hemen başları olsa gerek.

Zekeredeki Femili ailelerini bende duymuştum ama bu konuyu pek bilmiyorum. Bizim köy kuruluşunu biz 1820 olarak biliyoruz. Köyün kurucu ailesi olan Baxdê`lerden Heci Kal zamanında.

Şêxbilan`ların veya diğerlerinin de göçün ilk yıllarında toplu halde bulunmaları istenmiyor. Aşiretlere bağlı aileler tek tek Türk köylerine taksim ediliyor. Mala Baxdê`lerin nasibinede Şafaatlıya bağlı Paşa köy düşmüs. Burada ne kadar kaldıklarını bilmiyorum ama bu dağınık durum aşiretler tarafından kabul edilmiyor. Gizlice toplanıp bugünkü yerlerine birazda cebren yerleşiyorlar. Mesela Hecîomer`in hanımı „Sanê“ nin mezarı halen Paşa köyde bulunur.

İlginç istersen devam et.

Bunu ileride daha teferruatlı bir biçimde okuyucularla paylaşırız. Benim merak ettiğim Mala Baxdê`lerin bu köylerde farklı soyadlara sahip olmaları.

Doğru. Mesela bizim köyde Öztürk, Aslan ve Özdemir soyadından olan aileler Mala Baxdê kabilesindendir.

Bir örnekte ben vermek istiyorum. Çok sevdiğim saydığım baba dostu Mehmet Gürbüz vardı. Memedî Ewi Hüsîn - Rehma Xwedê ma li ser be - çamalaklıydı. Sizin malwat`tan Elî Milê Hesen ile akraba. Qislede de Heci Hesenî Sile Hüsîn`nin de pismamıydı. Ama her üçününde soyadları farklıydı.

Sanıyorum soyadı kanunu çıkınca bazı karışıklıklar olmuş. Eskiler anlatırdı ama…

21 haziran 1935 yılında soyadı kanunu çıkıyor. 2525 sayılı bir kanun. Ne olduysa o zaman olmuş herhalde. Herkese soyadlarını degiştirme zorunluluğu getiriliyor. Bu kanunun 3. maddesinde aynen şu yazıyor: „Aşiret ve yabancı ırk, millet isimleri soyad olarak alınamaz“. Sanıyorum bu madde çerçevesinde Baxdê veya diğer isimlerde kabul görmüyor.

Doğrudur. Sadece Baxdê ismi değil bir çok isim degiştirilmiştir. Mesela Mala Parê var bizim köyde onlarda Pirhan yapılmış. Baxdê` lerden bahs ediyordun.

Bildiğim kadarı ile o yıllarda Qişle`deki Baxdê`lerin ileri geleni olan „Silê Hüsîn“ Bağdatoğulları soyadını almak için çok uğraşmış. Kabul görmeyince iş istiklal mahkemesine kadar intikal etmiş.

Ama bugün Silê Hüsîn`lerin soyadı Bağdatogulları .



Beçê Hecî Osmên yegenleri ve komsulari ile evinin önünde. Wêne: Daxi / Dağıstan Öztürk

Doğru. Bu soyadı sonradan alabildiler. O zamana kadar soyadları„Baran“ dı.

Yoksa Bağdatogulları soyadını Demokrat Parti döneminden sonramı aldılar ?

Evet. Bu Baran soyadınıda Ankaradaki istiklal mahkemesine davettten sonra alıyorlar. Dönemin Kırşehir Valisi Bekir Sami Baran (1939-45 dönemi) Silê Hüsîn`i ikna etmeye çalışıyor.

Evet

“Bunların sağı solu belli olmaz, istiklal mahkemesine davet edilenlerin coğu geri dönmedi” diyerek.

Gayet ilginç !

 Sonradan „gel benim soyadımı al “ demiş Vali. Bu konuları sırası gelince ele alırız. Birde Sizin köyde Bursa istiklal mahkemesinde idama mahküm edilen ve sonra asılan bir köylünüz var.

Bak bunu bilmiyordum. Evet…

Sanıyorum Pirhan`ların dedelerinden olacak. Niye asılmış sebebi nedir pek bilmiyorum. Bildiğim adının „Meçê Tosin“ olduğudur. Mala Parê aynı zamanda Mala Tosin olarakta bilinir değilmi?

Evet. İstiklal mahkemesi kararı ile idam edildiyse seferberlik dönemidir. Bu dönemde çölde bir çok kişinin ceza aldığını ve idam edildiğini duymuştum.

 Olabilir. Bunu Pirhan ailesinden olanlar belki açıklığa kavuştururlar. Bizde doğrusunu ögrenmiş oluruz. Ha… unutmadan sorayım. Sizin kabilenin bir dönem Niğde taraflarında Hasan dağı etrafında kaldığını hatta kabileye adını veren Baxdê hanımında mezarının orada olduğunu duymuştum.

Aslında bu soruları istersen kabilemizin ileri gelenlerine ve bilenlere birlikte soralım. Ben daha çok merak ediyorum desem yalan olmaz.

Reşi aşiretinin Kırşehirde ki kolları ve kabileleri bağlamında Mala Baxdê kabilesinide soruyor araştırıyoruz. Çünkü Şêxbilan`larda bu kabilenin ismi öne çok çıkıyor. Hatta aşirete bu kabilenin öncülük ettiğini söyleyebiliriz. Kabilenin bir kesimi Islahiye ye bağlı köylerde. Bu taraflara da „Baxdê hanımın“ öncülüğünde gelmişler. Baxdê hanım Maraş taraflarından „Dûgerî aşiretinden gelin geliyor Yola çıkarlarken karşı çıkanlar olmuş. „Sen kadın halinle nereye gidersin?“ diye. O da şu yanıtı vermiş: „Helaka min Meraşa, Heleka min ji Heme Daşa“.

Baxdê nin bir hanım ve Maraş taraflarında olan Dûgerî aşiretinden gelin olarak geldiğini bende bilmiyordum. Bu çerçevedeki araştırmaları merakla bekliyorum.

Peki. Çiğdelide ki diğer Kabileden olanlarıda bu arada kızdırmayalım. Aslında sırası gelince onlarda konuşulur. Şu Milattan önceye kadar varan Çiğdeli Çamalak çekişmesine gelelim istersen. Nasıldı o biraz önce anlattığın ?

Çamalaklı biri biri bizim köyden, kendi köyüne gitmeden önce bizim köylü biriyle karşılaşır….

Çi kê bisekine ! Em wê bahsê bi zimanê me bikinî ku ma tomê xwe derkeve…

Yekî Çamalê ji bajêr te çûye gûnde xwe. Î gûndî me jî banê wî dike û zorfekê te dê dest. Wê ra te wê: „ Wê zorfê bi mixtarî we de. Eman li re zorfe jî jev meke ha !.“

Î ji Çamalê çend seata bi şûnda te gund. Sifte ta re mala mixtêr. Zorfe dirêje mixtêr dike. Mixtar li zorfe mezedike û meraq dike. Pir çav nake û pirs dike:

„Wa çîye ? ji ku te ?“

Ew jî tewê:

„Wole nizanim. Yekî Çîdali da min. Got kî jew meke û bi mixtêr da. Min jî ji te ra anî. Mixtar zorfe jew dike. Mezedike ku xetekê teda ye. Xetê dixwüne:

„Mixtar emaneta ku ez dişînim niha li ba te. Eman miqetê be ! ma wenda nawe.“

Wanê paşe terine ferqîye ku amanat ê ji Çamele. Dîn tevin û porî xwe truckînin.

Eman ! hevalê ji Çamelê ma newîzin. Em li wê kirarê bimenî. Ji tera ji zor spas Bago. Son olarak bir şey söylemek istermisin?

Sanıyorum köyümüz üzerine iyi bir sohbet oldu. İnşallah bu bir başlangıç olur. Son olarak Çigdeli köyünün en ilginç bir özellipine vurgu yapmak istiyorum. Yakın zamana kadar bilinen bir kavga, yaralama veya kan davası gibi olaylar olmamıştır köyümüzde.

Teşekkür ederim. Bu bilgi ile birlikte sohbeti bitirelim.

Ben teşekkür ederim.

 
              


 
Malpera Kurdên Kirsehîrê © 2005
Design by Xalîkan