Yek jİ nava me: Bekİr dari
Kaynak: Bîrnebûn

 

Almanya'da yaşayan Kürd ressamlardan birisi olan Bekir Darı 1956 yılında Tawira/Taburoğlu köyünde doğdu. Köy-Kırşehir-Ankara arasında epey dolaşarak eğitimine devam etti.
70'li yılların “devrimci dalgasından” bir çok genç gibi etkilendi. Payına düşen sürgün, hapis, dayak ve yoksulluk oldu. Kırşehir Lisesinden sürgün edilen o ünlü “kafilenin” içerisinde oda vardı. Bir dönem Ankara Gazi Eğitim Enstitüsüne devam etti.
Şu an Almanya'da yaşıyor. Uzun yıllar sinesine bir taş gibi bastığı politik sürgün olmanın derin etkilerini kırmak için her fırsatta köyü Tawira da soluğu alıyor.
Güzel sanatlara olan ilgisi salt resimle sınırlı değil. Anı-deneme türü hikayelerde kaleme alıyor. Şimdilerde belgesel film çekme ve bizim oraların hikayesini perdeye aktarma çabası içerisinde. Bu konuda kaç zamandır üzerinde çalıştığı bir projenin ön hazırlıkları ile uğraşıyor.


İsveçte bir sergi sonrası çocuklarla sohbette.

Anı-denemelerinde ilginç bir üslubu var. Kırşehir Kürdleri içerisinde  derin tarihsel iz düşümleri olan ve zor yaşamı basit ve eğlenceli kılan “alaycı” geleneği kalemiyle devam ettiriyor.
Bu geleneğin çöldeki elde kalan veya yitmiş temsilcilerine çeşitli roller  vererek adeta yaşatıyor ve belgeleştiriyor.
Çizdiği resimlerden oluşan sergilerin sayısını neredeyse unutmuş durumda.
Resimlerinde canlı ve çarpıcı renkler hakim. Güneşin kızıllığını çağrıştıran renkler ve aralarındaki uyum, seyredeni alıp bir yerlere götüren fırça darbeleri resminde öne çıkan ana özelliklerdir.


Bîrnebûn dergisi için çizdiği bir resim


Kürd resim sanatında tartışmasız bir yeri olan Bekir Darı'nın, bundan bir kaç yıl önce çizerken nelerden etkileniyorsun içerikli soruya verdiği yanıt resmin evrensel boyutları açısından oldukça ilginçtir.
Yanıt şöyledir:
Bir Goyanın İspanyol olması, çizdiğ vahşetin tüylerimi diken diken etmesini, Kathe Kollwitzin Alman olması savaşta çocuklarını kaybetmiş bir ana olarak çizdiği dramın beni etkilememsinin imkanı varmı ? Yada George Grosz in humorundan etkilenmemek olasımı ?”
Kürdlerin güzel sanatlara olan ilgisi ve Kürd sanatçılarına ilişkin söyledikleride halen güncelliğini koruyor.
“Kendi kendimizle övünmeyi bırakıp gücümüzü sanata verelim. Kendini hep tekrarlayanlara Taburoğlunda  Ê te jî tim bilûr û pezê nêr e derlerdi. Kendimizi anlatalım, gerek fırçayla gerek kalemle gerekse türküyle, halayla, yada ninniyle ağıtla.... Ama olduğu gibi.
Herkesten önce bizim bize inanmamız gerekiyor. Gerisi kendiliğinden gelir. Sözü Kurt Tucholsky nin bir deyimi ile bitireyim. Hapishane havlusu da aynı diğer havlular gibidir. Tek eksiği halı tokacının olmamasıdır.


"Gowend " temalı en sevilen tablolarından birisi.

 

       


 
Malpera Kurdên Kirsehîrê © 2005
Design by Xalîkan