PATOZLA ISLAHİYE İZLENİMLERİ
Her yıl bizim oralardan biçerler, patozlar yola düşerek Islahiye ye giderler. Ekini biçmek , sapıda saman yapmak için. Benim babam da bu işle uğraşır. Okul tatilinde aile bütçesine katkıda bulunmak için 1997 ile 2003 yılları arasında hemen her yıl bende gittim. Islahiye de ilginç hikayelere konu olacak şeyler yaşadim.
Daha çok kış günlerinde anlatılan biçerci, patozcu hikayelerinde
benimde söylecek bir kaç sözüm vardı artık. Uzun sürecek bir tren
macerası sonrasında, karayolu ile başlayan yolculuk arasında
Maraş-Tekirde durup et yemek, Kayserinin o meşhur buz gibi
suyundan içmek gibi…
Islahiye ye varınca ilk önce Selverköy'e giderdik. Selverköy
ilçeye otuz km uzaklıkta şirin bir köy. İlk uğrak yerimizin burası
olmasının nedeni, annemin akrabalarının bu köyde olması. Annem
Torino lu yani Bahçepınarlı. Mala Ese lerden. Oradaki akrabalarımız
bize sahip çıkar, yardımcı olur, her ihtiyacımızı karşılarlardı. Çok iyi
ağırlamak içinde adeta birbirleri ile yarışırlardı.
Ömrümde ilk defa damda yatmak bana Selverköyde nasip oldu.
Cibindirik dedikleri çadırların içinde. Çok farklı bir zevki vardı o
uykunun... Ve kantran acısı biberi yine ilk defa Selverköyünde
tattım. Yine kara uzunyılan vs.
İlklerle dolu günler yaşamıştım.
Islahiye taraflarında akrabalarımızın olduğunu önceden biliyordum. Rahmetli dedem Emî Tame sağ iken ilişkilerimiz gayet canlıymış. Her kış Islahiyeden misafirler gelir dedemin evinde aylarca kaldıkları olurmuş. Halen anne tarafımdan akrabalarım taziye, düğün vesilesiyle gidip gelirler. Ankaraya işi düşenler kesin Ankaradaki akrabalarıma uğrarlar. İyi hatırlıyorum, dedem birgün Islahiyeden haber geldiğini, elli dönüm tarlanın hissesine düştüğünü, gelip alması için haber yolladıklarını söylemişti.

Islahiye/ Selverköy de Patozla çalışırken
Bizim köylerin asıl isimlerinin başına gelenler Selverköy ve civardakilerin başına da gelmiş. Köy isimleri devlet tarafından sık sık degiştirilmiş. Köyün eski ismi ile alakasız isimler bulmuşlar. Selverköy ismide hoşlarına gitmemiş olacak ki bu sefer Şahmaran ismini koymuşlar köye. Yani Selverköyün şimdiki ismi Şahmaran.
. 
Köyler bizim köylerden farksız. Öyle harabe filan değiller. Çevredekilerine oranla en modern bu köyler diyebilirim. Köyde yaşayanların isimlerini sordukça kendimi Bahçepınar'da zannederdim. İsimlerin hepsi ama hepsi bizdekilerin aynısı idi.
Anladım kı ortak bir geçmişe, kültüre ve damara sahibiz. İsimler itina ile nesilden nesile aktarılmış veya aktarılmaya çalışılmış.
Anne tarafından akrabalarımın Selverköyde oturduklarını söylemiştim. Birde civar köyler var. Müsikanlı, Melikhanlı, Yeşemek gibi. Bu köylere de gidebilme şansım oldu. Yeşemekte çok ilginç bir açık hava heykel müzesi var. Defalarca gittim gördüm. Çok etkilendim. Gerçekten tarihi bir şaheser. İkinci bir Nemrut diyenler de var. Hititler döneminden kalma. Yüzkırkbin metrekareye yayılmış dünyanın ilk ve en büyük „açık hava heykel atölyesi.“ Diğer yanda dikkatimi çeken bir konuda bu köylerin Kırşehirdeki Kürtçeye tıpa tıp benzeyen bir ağızla konuşuyor olmalarıydı. Sadece bir kaç şeye özgü telafuz farkı vardı.
Köy sakinleri ile bol bol sohbet etme imkanım oldu. Çoğu ilk önce Kırşehirdeki akrabalarını sorar ve onlardan konuşmak isterdi. Özellikle Melikhanda Kırşehir ile olan akrabalık ilişkileri daha yoğundu. Hatta Mahmutlu köyünden bir kaç ailenin ilişkilerinin devami için çocuklarını birbiri ile yakın zamanda bile evlendirdiklerini anlattılar bana.
Bahsettiğim köyler Sünniydi, fakat dinle araları pek sıkı değildi. Beş vakit namaz kılan çok az kişi vardı. Şuayıplı nasıl bizim oralarda hacısı hocası bol bir köy olarak biliniyorsa orada da Yeşemek öyle biliniyor. Melikhan ise bu bezlerde pek tarağı olmayan köy olarak geçiyor. Bir de bu köyde yani Melikhanda Üniversiteye gidenlerin sayısının oldukça kabarık olduğunu biliyorum.
Yine bir gidişimizde işimizi bitirip Kırşehire geri dönerken oradaki bir akrabamız bizimle birlikte geldi. Evimizde ve diger akrabalarımızda 2 veya 3 ay kaldı. Kendisi ile getirdiği biber, salça vs.leri civar köylerde satmıştı. Babamlar halen bu akrabalarımızla görüşür gidip gelirler.
Barış Demirdaş
|